"Elmalılı Tefsirini Mustafa Kemal Yazdırdı" Yalanı

"Elmalılı Tefsirini Mustafa Kemal Yazdırdı" Yalanı

Milli Gazete yazarı FAHRI GÜVEN  “Küçük Hamdi’nin Tefsirine M. Kemal Paşa’nın dahli” adlı makalesinde Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır’ın “Hak Dini Kur’an Dili” adlı tefsirinin nasıl kaleme alındığını yazdı. İşte Fahri Güven’in makalesinden alıntı;

Küçük Hamdi’nin Tefsirine M. Kemal Paşa’nın dahli

Yaşadığı dönemde “Küçük Hamdi” ismiyle maruf olan Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır’ın kaleme almış olduğu “Hak Dini Kur’an Dili” adlı tefsir, Cumhuriyetin ilk döneminde kaleme alınmış bir tefsirdir. Aradan neredeyse 70 küsur yıl geçmesine rağmen hâlâ işlerliğini ve önemini korumaktadır. Bu tefsir Birinci TBMM’nin güzide vekillerinin talebiyle kaleme alınmıştır. (1. TBMM’ne M. Kemal darbe yapmıştır ve ardından kendine yakın olanları seçmek suretiyle 2. TBMM’ni kurmuştur.*) M. Kemal Paşa’nın bu tefsiri yazdırttığı düşüncesinin hiçbir temeli, dayanağı yoktur.

Geçenlerde değer verdiğim bir Hoca Efendi’yi ziyaretimde konuyla ilgili Elmalı’nın tefsirinden bahis açıp, Elmalılı’nın M. Kemal Paşa’nın emriyle tefsiri yazdığını söylemesi karşısında gerçekten çok şaşırdım. Kalabalık bir topluluk önünde Hoca Efendi’yi uyarmanın doğru olmadığını düşünerek bu büyük sehvi görmezden geldim. Daha sonra fırsatını bulup uygun bir lisanla bahsi geçen “İddianın”  yanlış olduğunu, tefsirin tamamıyla 1. TBMM’nin güzide müntesiplerinin aldığı karar sonucunda Muhammed Hamdi Yazır’ın telif ettiğini uygun bir lisanla anlattım.

Fakat gelin görün ki, karşılıklı takdiramiz duygular beslediğimiz Hoca Efendi bizim söylediklerimize, bir başka ifadeyle söz konusu tefsirin “M. Kemal Paşa ile hiçbir alakası olmadığı”  şeklindeki beyanımızı kabul etmedi. Derken daha sonra beş altı kişi daha geldiğinde tartışmamız sürdü. Hoca Efendi’ye, “Söylediklerini doğrulayan hiçbir kaynağın olmadığı”  şeklindeki ifademiz karşısında iş istenmeyen bir boyuta taşındı. Savunduğu düşüncelerin doğru olmadığını belirttim. Hoca Efendi anlayamadığım bir şekilde yanlışı savunmakta ısrar etti. Konuyu bir kez araştırıp birkaç gün sonra görüşmeyi talep edince rahat bir nefes aldım. Çünkü bu çok doğru bir yöntemdi. Talebini kabul edip ayrıldık. Söylediklerimi kaale almasa da Hoca Efendi’nin bu teklifi içime su serpmiş, beni bir nebze olsun memnun etmişti.

Belirtilen gün ve saatte tekrar buluştuk. Hoca Efendi yanlışta ısrar edip, ben inceleyip araştırdım, konu benim belirttiğim şekilde demesin mi? Tabii iş iyice zıvanadan çıktı. Kendisine konuyla ilgili yirmiden fazla makaleyi takdim edip yanlışını ortaya koydum. Tabii Hoca Efendi alı al moru mor olmuştu. Ne var ki ayrılırken çok üzgündüm. Değer verdiğim Hoca Efendi’ye karşı güvenim sarsılmıştı. Neden bu kadar ısrarcı olmuştu. Hâlâ bu sorumun cevabını kendi kendime verebilmiş değilim. Peki evladım bir bakalım, nerede yazıyor? Diye cevap verseydi sanki kıyamet mi kopardı?

Üzüntüm ise güven sarsılmasından kaynaklanıyordu. Defalarca acaba konuyu hiç açmasa mı idim, diye düşünmeden edemedim.

Hâsılı, Cumhuriyet’in ilk yıllarında yayınlanan Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır’ın “Hak Dini Kur’an Dili” adlı tefsirinin M. Kemal Paşa’nın emriyle hazırlandığına dair iddianın hiçbir aslı astarı yoktur. Bir kaç arkaik muharririn bu meyanda yazdığı yazılarında hiç bir mesnedi yoktur.

 

ÖNEMLI NOT:

Konu, M. Kemal’in “Elmalılı Tefsirini”  yazdırıp yazdırmadığı ile ilgilidir. Bunu yazdırmadığı da konuda ele alınmıştır. 

Ama…

M. Kemal’in fransızcadan Türkçe’ye tercüme ettirdiği bir Kuran meali var… Fakat bunların ikisi birbirinden farklıdır. Yazımızda da geçtiği üzere 1. Meclis‘in güzide müntesipleri Kuran’ın mealini Mehmet Akif‘e, tefsirini de Elmalılı Hamdi Yazır‘a yazdırmak istemişler.

Mehmet Akif meali yazdıktan sonra, meali kendisinin ve 1. Meclis’in niyeti dışında M. Kemal ve bazı arkadaşlarınca “Türkçe ibadet” ucubeliğine alet edileceğini ve meale “Kuran” muamelesi yapılacağını sezdiği icin, teslim etmekten vazgeçmiş ve aldığı ücreti de iade etmiştir. (Kuran; orijinal lafzıyla Kuran’dır, tercüme edilenler Kuran olmayıp ancak meal olabilir ve meal ile ibadet -namaz vs.- edilmez.) 

1. Meclis’e darbe yapan M. Kemal ve cuntası yeni bir meal arayışı içerisine giriyor. (Elmalılı Hamdi Yazır’ınki meal olmayıp tefsirdir.)

Tarihlere bakalım:

M. Akif mealinin ve Elmalılı tefsirinin yazılma kararı 1. Meclis döneminde vuku buluyor… Yani 1925‘ten önce olması lazım, zira o tarihte M. Kemal ve cuntası tarafından 1. Meclis’e darbe yapılmıştı. M. Kemal’in tercüme ettirdiği Kuran meali ise 1931 yılında fransızcadan Türkçe’ye tercüme edilmiş [1] ve Türkçe acıklamalarıyla yayımlanmıştır. 1932 yılı Ocak ayında bu çeviriden alınma parça, ilk kez Istanbul’da bir camide açıkca okundu. [2]

Dolayısıyla bunlar birbirinden farklı konular.

Kazım Karabekir  M. Kemal’in, Kuran’ı (1931) tercüme ettirmek hususundaki maksadını kendisine şöyle açıkladığını yazıyor;

“Evet Karabekir, Arapoğlu’nun yavelerini (yalanlarını) Türk oğullarına öğretmek için Kuran’ı Türkçe’ye tercüme ettireceğim ve böylece de okutturacağım, ta ki budalalık edip de aldanmakta devam etmesinler..” [3]

Neticede Elmalılı Hamdi Yazır’ın tefsiri başka, 1931 yılında M. Kemal’in talimatıyla fransızcadan Türkçe’ye tercüme edilen Kuran meali başkadır. Ikisini karıştırmamak lazım.

Not biraz uzun oldu ama umarım açıklayıcı olmuştur.

Dipnotlar:

[1] Cemil Meriç, Ümrandan Uygarlığa (4. Baskı, İletişim Yayınları, İstanbul 1998), sayfa 322

[2] Osman Ergin, Türk Maarif Tarihi (Eser Matbaası, İstanbul 1977), 5/ 1950.

[3] Kazım Karabekir Anlatıyor, Yayına Hazırlayan: Uğur Mumcu, Tekin Yayınevi, Ankara 1993, sayfa 94

| Adamın birinden alıntıdır.