Evliyâdan. İsmi, Ali bin İdrîs Ba’kûbî’dir. Çok kerâmetleri görüldü. Bağdât civârında yaşadı. Doğum ve vefât târihleri bilinmemektedir. Kerâmetleri görüldü.

Kendisi anlatır: “Allahü teâlâ bana kâinâtın bütün sırlarını bildirdi.” Sonra yine; “Cennetlik ve cehennemlik olanları, kabirdekilerin hallerini bilirim.” buyurdu.

Muzaffer bin Mühezzeb anlatır: “Bir gün Ebü’l-Hasan hazretlerinin dergâhına giderek zulmü herkese dokunan birini şikâyet etmek istedim. Üç gün kadar o dergâhta kaldım. Ebü’l-Hasan hazretlerinin heybetinden dolayı bir türlü bu şikâyeti dile getirmeye kâdir olamadım. Dördüncü gün Ebü’l-Hasan hazretleri bir bahçede talebeleri ile akşam namazını kıldılar. Namazdan sonra orada bir ok ve bir yay gördüler; “Yayı ve oku bana veriniz.” buyurdu. Oradakiler ok ve yayı hemen verdiler. Ebü’l-Hasan oku yaya yerleştirip bana doğru döndüler ve; “Atayım mı?” buyurdular. “Ben de; “Siz bilirsiniz.” dedim. O, bu cevâbımdan sonra oku attı. Ok bir ağacın dibine saplandı. O zaman Ebü’l-Hasan hazretleri; “Ey Muzaffer! Doğrusu istediğine kavuştun. O zâlim cezâsını gördü.” buyurdu. Ben buna hayret edip; “Allahü ekber.” diye tekbir getirdim. Oradakiler de tekbir söylediler. O gecenin sabahı olduğunda bana; “O zâlim kişi akşam namazı sonrasında evinin damında yatarken nereden geldiği bilinmeyen bir ok ile öldü.” haberi bildirildi.

Ebü’l-Hasan hazretlerinin ziyâretine gelenler pekçoktu.Bunların sayısının yedi bine ulaştığı bildirilmiştir.

1) Menâkıb-ül-Ârifîn Kerâmât-ül-Kâmilîn, Üniversite Kütüphânesi,No: 558 vr, 169