Evliyânın büyüklerinden. İsmi Hüseyin bin Abdullah bin Bekr, künyesi Ebû Abdullah ve Ebü’l-Hasan’dır. Künyesine Ebû Ali Sübeyhî diyen de vardır. Aslen Basralı olup doğum târihi bilinmemektedir. Sonradan Basra’dan Tûs şehrine gitti. Onuncu asırda Tûs’ta vefât etti. Kabri ziyâret mahallidir.

Zamânının âlim ve büyüklerinden ilim öğrendi. Pek kıymetli kitaplar yazdı ve yüzlerce talebe yetiştirdi. Çok ibâdet eder, dünyâya hiç ehemmiyet vermezdi. Basra’daki evinde, yer içinde kazılmış bir odası vardı. Orada otuz yıl devamlı ibâdet etti. Çok az yerdi.

Bir Cumâ günü Basra mescidinin kapısında durdu. Talebelerine; “Şu gördüğünüz insanlara doğru yolu göstermek, uygun amel etmelerini sağlayarak Cehennem azâbından kurtarıp, Cennet’e koyma işi bize verilmiştir.” buyurdu. Onun zamânında Basra mescidinde, insanların çokluğundan yere secde etmek mümkün değildi. Müslümanlar birbirlerinin sırtına secde ederlerdi.

Kendisine; “Allahü teâlâya karşı gerçek kulluktan soruldu. O zaman; “Allahü teâlâya karşı gerçek kulluk, Resûlüne, sallallahü aleyhi ve sellem tam uymakla isbât edilir. Bu da, ahde vefâ, O’nun emirlerine uygun hareket, mevcûd olana rızâ, kayıp olana sabretmektir.” buyurdu.

Yine o; “Seni, herhangi bir şey diğer bir şeyden alıkoymasın, veya alıkoyan daha üstün olsun. Diğeri eşit olmasında hüküm, kalbe gelene göre verilir.” buyurdu.

1) Tabakât-üs-Sûfiyye; s.329

2) Nefehât-ül-Üns; s.213 (Fârisî160)

3) Tabakât-ül-Kübrâ; c.1, s.103

4) Hilyet-ül-Evliyâ; c.10, s.354

5) Tabakât-ı Ensârî; s.337

6) Tabakât-ül-Evliyâ; s.334

7) İslâm Âlimleri Ansiklopedisi; c.4, s.17