Dinimizce bize haram kılınan domuz eti sadece bizim daha sağlıklı yaşayabilmemiz içindir. Bu sebepten dolayı yüce Allah’ın bize emrettiklerine uymalıyız çünkü ;

(O Peygamber, güzel şeyleri helal, çirkin şeyleri haram kılar.)[Araf 157]

Birçok kimse, domuzun bir koyun veya sığırdan farksız olduğunu düşünür. Oysa, onu benzerlerinden farklı kılan bazı temel özellikler vardır. Sığır, koyun, keçi, deve gibi memelilerin beslenme şekli herbivor (ot yiyen) ve mideleri poligastrik özellikte iken; domuzlar, tıpkı insanlar gibi, omnivor (hem etçil, hem otçul) ve monogastrik canlılardır.

Ruminantlarda, rumen, retikulum, omasum ve abomasumdan oluşan 4 bölmeli bir mide yapısı vardır. Rumen, çeşitli mikroorganizmaların yaşamaları için uygun bir ortam sağlar. Bu mikroorganizmalar, selüloz ve bitki hücre duvarındaki yapısal polisakkaritlerin çoğunu hidrolize edebilecek enzimlere sahiptir ve ayrıca ruminantların toksinlere karşı direncini artırır (1). Bu sayede, ağız yoluyla alınan maddeler için, emilim bölgesi olan ince bağırsağa varılmadan önce, bir detoksifikasyon ortamı sağlanmış olmaktadır.

Domuzlar “kirli hayvanlar (dirty animals)” olarak bilinirler. Bunda özellikle beslenme alışkanlıklarının ve yaşadıkları çevrenin etkisi büyüktür. Hurley ve ark. (3) tarafından yapılan bilimsel bir çalışma, domuz üreticilerinin, diğer üreticilere göre, daha fazla solunumsal şikayetlerden (öksürük, boğaz ağrısı gibi…) muzdarip olduğunu ortaya koymuştur.

Domuz eti tüketimi, Trichinella spiralis adı verilen bir parazitin insanlara geçişinde önemli bir risk teşkil etmekteydi. National Institute of Health (NIH) tarafından, 1943 yılında yayımlanan bir rapora göre (4), bu yıllarda Amerikan nüfusunun %16.2’si Trichinella spiralis ile enfekte idi. Yani her 6 Amerikalıdan 1’isi… İlerleyen yıllarda, sıkı kontroller sayesinde prevalans oldukça azaltılmış ve sorun neredeyse tamamen ortadan kaldırılmıştır.

Bununla birlikte, domuz etinin insan sağlığı açısından taşıdığı riskler konusunda, hala aydınlatılamamış pek çok mesele vardır.

Literatürde, multiple skleroz ve domuz eti tüketimi arasında bir ilişkinin varlığını gösteren yayınlar bulunmaktadır (5,6) ve aynı ilişki sığır eti tüketimi açısından tespit edilememiştir (5). Bunun dışında, Nanji ve ark. (7,8), domuz eti tüketiminin siroz ve hepatosellüler karsinom açısından önemli bir risk oluşturduğunu belirlemişlerdir.

Kaynaklar:
(1) Ozel OT, Saricicek BZ. Ruminantlarda Rumen Mikroorganizmalarının Varlığı ve Önemi. TÜBAV Bilim. 2009 2(3):277-85.
(2) Carlson JR. Breeze RG. Ruminal Metabolism of Plant Toxins with Emphasis on Indolic Compounds. J Anim Sci 1984. 58:1040-49.
(3) ageconsearch.umn.edu/handle/18278
(4) http://www.aphis.usda.gov/vs/trichinae/docs/fact_sheet.htm
(5) Nanji AA, Narod S. Multiple sclerosis, latitude and dietary fat: is pork the missing link? Med Hypotheses. 1986 Jul;20(3):279-82.
(6) Ghadirian P, Jain M, Ducic S, Shatenstein B, Morisset R. Nutritional factors in the aetiology of multiple sclerosis: a case-control study in Montreal, Canada. Int J Epidemiol. 1998 Oct;27(5):845-52.
(7) Nanji AA, French SW. Relationship between pork consumption and cirrhosis. Lancet. 1985 Mar 23;1(8430):681-3.
(8) Nanji AA, French SW. Hepatocellular carcinoma. Relationship to wine and pork consumption. Cancer. 1985 Dec 1;56(11):2711-2.