Doğu Türkistan`da Müslüman Olmak

Doğu Türkistan`da Müslüman Olmak

Doğu Türkistan… Türk’ün kanayan yarası… Güneşin doğduğu, insanlığın battığı yer…

Öz yurdunda esir olmaktır Doğu Türkistanlı olmak. 250 senedir hep zulüm görmüştür Doğu Türkistan. Milyonlarca insan katledilmiş ve şehit düşmüştür. Kur’an okumak, namaz kılmak, oruç tutmak… Kısacası Müslüman olmak suçtur Doğu Türkistan’da.

Başlatılan asimilasyon ve kültür yok etme faaliyetleri günümüze kadar sürmüş ve gün geçtikçe şiddeti daha da artmıştır. Bugüne kadar milyonlarca insan katledildi. Ama hiç kimsenin sesi soluğu çıkmadı. Sözde barış güvercini, yardımsever Amerika hiç uğramadı Orta Asya’ya. BM ve Kızılhaç neredeydiler? Yardım etmek isteyen kuruluşlar oldu elbette ama hepsi yetersiz kaldılar. Çünkü Çin zulmü öyle bir şey ki; değil birkaç yardım kuruluşu bütün dünya birleşse gene de kapatamazdı Çin’in açtığı yarayı.

250 senedir vardı Doğu Türkistan’da Çin zulmü fakat 1949 yılında Mao önderliğindeki komünistlerin Çin yönetimini ele geçirmesinin ardından bölgedeki baskılar eskiye oranla daha da arttı. Komünist yönetim asimile olmayı reddeden Müslümanların fiziksel imhasına yönelmişti. Bu dönemlerdeki insan kaybı artık milyonları buluyordu. 1949-1952 yılları arasında 2 milyon 800 bin; 1952-1957 arasında 3 milyon 509 bin; 1958-1960 yılları arasında 6 milyon 700 bin; 1961-1965 yılları arasında 13 milyon 300 bin kardeşimiz hunharca ve çeşitli işkencelerle katledilmişti.

Doğu Türkistan’da halka uygulanan baskılar, Sırpların, Bosna’da Müslüman Boşnaklara uyguladığı baskıdan farklı değildi. Hatta ondan bile fazlaydı. İşkencelerle insanlar katlediliyor, diri diri toprağa gömülüyorlardı. Okurken bile midenizin kaldırmayacağı yüzlerce işkenceden işte sadece birkaçı:

• İnsanı her iki elinden köşeye asıp öylece ölüme terk etmek.

• İnsanı ellerinden ve ayaklarından sıkıca sandalye ye bağlayıp, kafasından elektrik vermek.

• İnsanın ağzına su ile karıştırılmış asit döküp, zulüm ederek öldürmek.

• İnsanın tırnaklarının altına çiviler çakmak.

• Sivri kazıkların ucu sırtından çıkacak şekilde karnından insanlara sokmak.

Tarihte her millet bazı özellikleri ile tanınır. Mesela; Uzak Doğu denince akla ilk Japonlar gelir. Türkler kahramanlıkları ile, Araplar kuvvetli aile bağları ile, ticarette ise hemen Yahudiler akla gelir. Çinliler ise işkenceleriyle dünyaya nam salmışlardır. İşte bu yüzden Doğu Türkistan’daki zulmün eşi benzeri yoktur dünyada. İşte bu yüzdendir Doğu Türkistan’daki kanın durmayışı.

Aslında zulüm sadece işkence ve ölümlerle yapılmadı. Bir yandan Müslümanlar hunharca katledilirken bir yandan da sistemli bir şekilde Çinli göçmenler bölgeye yerleştirildi. 1953 yılında bölgenin yaklaşık %75’i Müslüman, %6’sı Çinli iken; 1990 yılında yapılan nüfus sayımına göre %40 Müslüman %53 Çinli nüfus ortaya çıkmıştır. Bu da bize bölgedeki etnik temizlik ve asimilasyon operasyonlarının boyutunun büyüklüğünü göstermektedir.

Zulmün Asıl Sebebi: İslam Düşmanlığı

Çin’in Doğu Türkistan’da uyguladığı baskı ve zulmün temel nedeni halkın Müslüman olmasıdır. Çünkü; Çin için bölgedeki hakimiyetini büyük ölçüde kısıtlayan şey halkın İslami kimliğidir. Halkı, Çin’in yıldırma ve yok etme politikasında güçlendiren en büyük unsur İslam’ın birleştirici ruhudur. Bunu bilen Çin yönetimi ise yıllardan beri uyguladığı zulüm politikalarında hep halkın dinini, İslam’ı hedef almakta ve halkı dinen ve manen yozlaştırmaya çalışmaktadır.

Doğu Türkistan’da Çin yönetimi tarafından camiler yıkıldı, toplu ibadet yasaklandı, Kur’an kursları kapatıldı, okullarda dinsizlik propagandası yapıldı. Bunların yanında dini ilimlerin öğrenilmesi ve dini bilgilere sahip öncü kişilerin(şeyh, hoca, müderris…) halkı eğitmeleri ise tamamen yasaklandı. Ama bunca şeye rağmen halk dini kimliğinden hiçbir şey kaybetmedi ve aksine daha da güçlendi. Bölgedeki İslami kimlik yok edilemedi.

Günümüzde bölgedeki Müslüman halka uygulanan asimilasyon yöntemlerinden biri ise eğitim alanındadır. Bölgedeki üniversitelerde eğitim Çincedir. Bu üniversitelerde okumasına imkân tanınan Müslüman öğrencilerin oranı ise ancak %15-20 civarındadır. Ekonomik güçlükler ise, Müslüman halkın eğitim seviyesini düşüren önemli bir unsurdur. Bölgedeki standart bir Çin okulunda bile imkânlar çok gelişmiş olduğu halde bir Uygur okulunda sıra bile bulmak çok zordur. Okullarda din dersi programlarının esası ateizm üzerine inşa edilmiştir.

Çin her ne kadar Doğu Türkistanlılara asimilasyon programları uygulayıp onları dinde yozlaştırmaya çalışsa da bunda asla başarılı olamamıştır. Sezai Karakoç’un dediği gibi “Hiç kimse şüphe etmesin ki İslam`ın güneşi, Asya ufuklarında göz kamaştırıcı bir parlaklıkla yeniden yükselecektir. O güneş sönmemiştir.”

Alperen Varol