Âlimler bu hususta iki ayrı fikir beyanında bulunmuşlardır. Bâzılanna göre, onlar sevap almazlar, lâkin

Cekennemde de yanmazlar. Onlara: «Hayvanlar gibi toprak olun!» denilir. Ebû  Hanife’nin mezhebi budur. İbn-i Hacer ve diğerleri ondan böyle nakl etmişlerdir. İbn-i Eb’id- Dünyâ der ki: «Süfyan es-Sevrî  Leys b. Ebî Süleyrnden nakl etmiştir: (Cinlerin mükâfatı  Cehennemden kendilerine (Haydi toprak olun!) denilmek suretiyle kurtulmalarıdır. Hadîs ulemâsı Eb’uz- Zcnad’rtan şöyle nakl ederler: «Cennet Ehli Cennet’e, Cehennem Ehli de Cehcnnem’e girdiğinde Allah cinlerin mü’minlerine ve diğer milletlere: «Haydi toprak olunuz!» der. Bunu gören Kâfir de: «Ah keşke ben de toprak olsaydım!» der.

İkinci görüş şudur: Onlar aynen insanlar gibi yaptıkları iyi amel karşılığında, sevab alırlar; kötü amel karşılığında ceza alırlar. Bu görüş İbn-i Ebî Leylâ ile Mâlik’in görüşüdür. İmam Evzaî, Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed’in de aynı görüşte oldukları söylenir.. Şafiî ve Ahmed b. Hanbel’den nakl edildiğine göre, onlar aynen insanlar gibi amellerine göre hem sevab alırlar ve hem de cezalanırlar.

Bu hususta İbn-i Abbas’dan (R.A.) sordular, o da şu cevabı verdi:

«Evet, onlar, amellerine göre hem sevab alırlar, hem de cezalanırlar.»

İbn-i Şâhin «Garaibus – Sünne»’de nakl ettiğine göre ülemadan bir çokları  İbn’il – Münzirden şöyle nakl eder: «Damura b. Habîb’e sordum:

  • Cinler yaptıkları iyi işlere karşılık mükâfatlandırılırlar mı?
  • Evet, diye cevap verdi.

İbn-i Ebî Hâtem, tefsirinde şöyle anlatıyor: İbn-i Ebî Leylâ, Cinlerin de sevap alacaklarını söylemiş ve Kur’ândan şu âyeti delili göstermiştir: «Her birerleri için, yaptıkları amelden dolayı dereceler vardır.»

tbr&’is- Salâh da Maliki mezhebinden olan Muham- med b. Ez – Zeyyad’m aynı  fikirde olduğunu, o da aynı âyeti delil olarak gösterdiğini yazıyor.

İbn-i Vehb’den aynı meseleyi sorduklarında: «Evet onlar da sevab alırlar» demiş ve Kur’ân’dan şu âyeti delil göstermiştir: «İşte o (ve benzerleri) cinden ve insanlardan kendilerinden evvel gelip geçen ümmetler arasından, üzerlerine (azab) sözii hak olmuş (kimseler) dir. Çünkü bunlar hüsrana uğramış olanlardır. Herkesin yaptıklarına göre dereceleri (mertebeleri) vardır.» (El – Ahkâf, 18 – 19).

Muhammed b. Rüşd, (El – Câmiatü Lil – Beyâni Vet- tahsîl) adlı kitabında der ki: Cinler de sevab alır ve cezalanırlar. Delil olarak Cenab-ı Hakkın şu kavlini okudu: «Gerçek, kimimiz Müslümanlar, kimimiz zulm edenler. Müslüman olanlar (yok mu?) işte onlar doğru yolu arayıp bulmuşlardır. Zulm edenlere gelince: Onlar da cehenneme odun oldular.» (El-Cin: 14-15).

İbn-i Rüşd’ün getirdiği bu delil gayet açık ve kuvvetli bir delildir. Bunda herhangi bir işkâl yoktur. Bilâkis bu bâbta kat’î bir delildir. Buradaki «Zuim edenlere gelince» kavlinden murat, doğrudan doğruya Cinlerin müşrikleridir. Çünkü «Bizden kimimiz Müslümanlar» kavli buna açık olarak delalet etmiştir. Demek ki, Cinler arasında aynı insanlar da olduğu gibi, hem müs- lümanlar, hem kâfirler vardır. Onların Yahûdisi ve Nasranisi de vardır. Hattâ Mesûcî ve putperestleri de mevcuttur.

Bâzı müfessirler «Gerçekten bizden salihler vardır. Bizden salihlerin dışında kalan kimseler de vardır» âyet-i kerimesini şöyle tefsir etmişlerdir: Yâni, bizim içimizde mü’minler ve mü’min olmayanlar vardır.

(Künnâ  tarâika kıdedâ) âyetini de «Yahûdi, Nas- ranî, Mecûsî, putperest)» gibi çeşitli küfür mezhebleri ile tefsir etmişlerdir.

Hadîs âlimlerinden bazıları, Muğîs b. Sumey’den şöyle nakl etmişlerdir: «Allah kâinatta ne yaratmış ise, hepsine sabah – akşam Cehennemin sesini duyurmuştur. Ancak hesab ve ikâba maruz bırakacağı varlıkları bundan istisna etmiştir.