Kadı Ebu Ya’lâ der ki: «Cin, teşekkül etmiş cisim-

  1. lerden ve şekillenmiş şahıslardan ibarettir.. Büyümüş / ve gelişmiş olması mümkündür. Mutezile bu fikre mu- | halefet ederek şöyle der: «Onlar gayet ince cisimlerdir.
  1. İnce oldukları için onları görmemiz mümkün olmuyor.» Biz diyoruz ki, cisimler ince de olur kalın da olur. Cin cisimlerinin ince veya kaim olması ancak ya mü- / şahade ile veyahut Allah ve Resûlünden varid olan haber vasıtasiyle bilinir.. Bu ikisi ise yoktur.. Öyleyse on- ların «Cinlerin cisimleri incedir» sözleri doğru olamaz. Yine onların «Cinler ince cisimlerdir bu yüzden onlan göremiyoruz» sözleri de doğru değildir. Çünkü incelik görmeye mâni değildir. Bâzı kaim cisimler olur da biz görmeyebiliriz. Çünkü onları görmek için lâzım gelen gücü Allah yaratmamış olabilir.

Ebul – Kasım El-Ensarî (El-İrşad)m şerhinde Kadı Ebu Bekir’den naklen şöyle yazmaktadır: «Biz diyoruz ki, onları gören görür. Çünkü Allah ona görme hissini vermiştir. Böyle bir idraka sahib olamıyan da tabii ki göremez. Onlar terkib edilmiş cisimlerden ibaret oldukları için görülebilirler. Mutezileden bir çoğu cinlerin ince ve basık cisimlerden teşekkül ettiklerini iddia eder.

Bu bizce caiz ve mümkündür. Ne var ki, onların şekli hakkında naklî  bir delil bilmiyoruz.

Sual: Cinler nasıl olur da ateşten yaradılmış olabilirler? Ateş parçalan ve alevleri tabiatı itibariyle birbirinden ayrılıp bir bünye halinde sabit olmaz?

Cevap : Sabit olmuştur ki, hayat cismin hepsine taallûk etmez. Cismin diri olan yeri hayatın cari olduğu yerdir. Kaldı ki hayatın bir bünyeye muhtaç olduğuna kail olsak bile bu Allah hakkında mümteli değildir. Çünkü O, bunu da yaratmaya kadirdir.

Sual: Cinlerin ve meleklerin ince cisimler olması nasıl mümkün olur? Çünkü  onların kuvvetleri arşı yüklenip taşıyacak kadar, şehirleri altüst edecek kadar büyüktür. Cebrail Aleyhisselâmın kanatlarıyla bâzı yerleri nasıl altüst ettiği hepimizce malûmdur?

Cevap : Bu da Allah’a göre mümkündür. Çünkü melekler ve cinler böyle olmakla beraber Allah onlara fazla kuvvet ihsan edebilir.

Kadı Abdül-Cebbar El-Hemedanî diyor ki: «Görme hissimiz zayıf olduğu için göremiyoruz. Eğer onlar büyük cisimler olup bizim de görme sıfatımız güçlü olsaydı elbetteki onlan görebilirdik..»

  1. Onlann ince ve küçük cisimlerden teşekkül ettiklerine delil olarak şu âyet-i kerimeyi de gösterebiliriz: «Çünkü o da, kabilesinden olanlar da sizi, sizin kendilerinizi görmeyeceğiniz yerlerden muhakkak görürler.» El-Araf: 27

Çünkü onlar görülebilecek cesamette olsalardı mutlaka onlan görürdük. Zira durmadan bizi iğva ediyorlar. Birbirlerimizi gördüğümüz gibi onlan da görürdük. Onları görmeyişimiz şüphesiz ki kanaatimizi doğrular.

Üstadlarımız şöyle derler: «İncelik, görülen şeyleri görmeğe bir mâni teşkil eder. Şüphesiz bu da görme sıfatının zayıf olmasına bağlıdır. Eğer Allah göz nurumuzu kuvvetli kılsaydı veyahut onları görülebilecek cesamette yaratsaydı mutlaka görürdük..

Görmüyor musun. Bütün Peygamberler melekleri ve cinleri görebiliyorlar diğer insanlar göremiyorlar. Kaldı ki onlar büyük cisim olsalardı onlardan büyük bir cin araya girmek suretiyle diğerlerini görmemize mâni olurdu. Tıpkı bir duvar ve kaim cisimler gibi.. Bu cisimler bizimle görmek istediğimiz varlık arasına girdiklerinde görmemizi engellerler. Bu da gösteriyor ki, onları göremememiz, gayet ufak ve ince bir cisme sahip oluş- larındandır.

Üstadlarımızdan olmayan diğer alimler şöyle dediler : «Cinleri görmemize mâni olan şudur. Allah onlarda renk yaratmamıştır. Eğer onlar bizler gibi renkli yaratılmış olsalardı şüphesiz onları görebilirdik. Şu hâlde görmemize mâni, onların ince ve ufaklığı değil renkli olarak yaratılmamış olmalarıdır..»

Kadı  Abdül – Cebbar bir kaç yönden bu görüşün doğru olmadığını ileri sürer :

1 — Şüphe yok ki Allah, onları görüyor onlar da birbirlerini görebiliyorlar, eğer dedikleri gibi olsaydı onların görünmesi mümkün olmazdı.  Çünkü görünmelerine mâni olan şeyin belirli bir renge sahip olmayışları olduğunu ileri sürmüşlerdi.. Allahü Teâlâ onlara renk verip belirli şekilde yarattığı için onlan görmüş ve onlar da birbirlerini görebilmiştir. Şu hâlde biz de onları görebiliriz.

Yukardaki iddianın aksi zahir olunca ileri sürdükleri delil kökten yıklımış oldu.

  1. — Cisimlerin renkten veya zıddmdan hali olması üstadımız Ebu Ali’ye göre caiz değildir Şu hâlde onlar-

da da renklerden herhangi bir rengin bulunması gerekmektedir ki, bu sayede onları idrak etmek mümkün olsun. Eğer Cenab-ı Hak Cinlerde bir renk yaratsaydı sonra başka bir renkle o ilk yarattığı rengi bertaraf etseydi «onları görürüz» sözümüz lâzım gelirdi. Her rengin hükmü, o rengi gören hasse ile idrak etmektir. Cinler de sırf bu sebeple görülebilir deyip de Cin cisimlerinin üstadımız Ebu Ali’nin fikrine uygun olarak renklerden hali olmadığını kabul edersek onları görmemiz icap eder. Oysa durum bizzarure bunun aksinedir. Bu da itirazın düşmesine bir delil teşkil etmez mi?

Ebu Haşim’in «Kaim olsun ince olsun renklerden maada cisimlerin arazlardan hali olması mümkündür.» sözüne gelince deriz ki: Cisimler kalın oldukları zaman behemehal görülürler. Görüldükleri zaman mutlaka renklere sahip oldukları da meydana çıkar. Öyleyse böyle bir istidlâlde nasıl bulunabilir. Görmüyor musun ki gören kimse cismin hududunu, uzunluğunu, genişliğini görmektedir. Bunlar ise cismin sıfatlarıdır. Renk sıfatları değildir. Bir cismin görülebilmesi cisimde rengin bulunmasının şartından değildir. Bu delillerde de yukarıdaki istidlâl şeklinin çürüklüğü meydana çıkmış oldu. Demek oluyor ki onların görülmemesi sırf cisimlerinin inceliği ve küçüklüğündendir başka bir sebepten değil…

Birbirlerini görmelerine gelince bu da hislerinin gayet ince oluşlarına bağlıdır. Bunun idrakteki tesiri büyüktür. Görmüyor musun insan gözüyle sıcaklık ve soğukluğu, ayaklarının altı ile hissetmesinden daha çok hisseder. Zira gözün idrak hissi ile ayakaltının idrak hissi bir değildir. Çünkü gözbebeği lâtiftir. Ayak altı  ise kabadır.

Sual: Lâtif olan bir cismi görmekte göz nurunun kuvvetli olmasına ihtiyaç  görülmüyor mu?

Cevap: Evet. Ama bu ince cisimlerde bahis konusu olabilir. Kaim cisimlerde değil. Rüzgâr ince ve lâtif olduğu müddetçe biz onu göremeyiz. Fakat tozları havaya kaldırıp kalınlaşınca görürüz. Bu gayet açık bir meseledir. İşte bu sebeple biz diyoruz ki eğer Allah Cinlerin cisimlerini kalın yaratıp görme gücümüzü şimdiki halinden daha tabiî kılsaydı elbetteki onları görebilirdik. Doğruyu en iyi bilen Allah’tır..