Müslim, Ahmed ve diğer muhaddisler, Aişe (R.A.)- dan rivayet ediyorlar : «Bir gece Allah’ın Elçisi (S.A.V.) yanımdan çıkıp gitti. Onu kıskandım. Dönüp gelince benim o halimi gördü ve bana dedi ki: Neyin var ey Aişe? Neden böyle duruyorsun? Cevab verdim :

  • Benim gibi bir insan senin gibi bir insana son derece düşkün olmaz mı hiç? Hz. Peygamber:
  • Seni şeytanın mı aldı yoksa buyurdu?
  • Ey Allah’ın Resûlü! Bende şeytan mı vardır?
  • Evet herkesde vardır.
  • Sende de var mıdır ey Allah’ın Resûlü?
  • Evet. Lâkin Rabbim bana, ona karşı yardım etti ve beni ondan kurtardı. Diye cevap verdiler.»

Diğer bir rivayette (Fe esleme — Müslüman oldu) kaydı vardır.

Hattabî  der ki: Havilerin çoğu bu kelimeyi fiil-i mazî sığasında (Fe esleme) olarak rivayet etmişlerdir. Bu rivayete göre: O şeytanın  İslâmiyeti kabul ettiği anlaşılmaktadır. Yalnız Süfyan b. Uyeyne buna muhalefet ederek: Bu hadîs’i Hz. Peygamber, onun şerrinden kurtulmuştur, şeklinde rivayet etmiştir, O diyor ki, şeytan Müslüman olmaz.

Eb’ul – Ferec İbn’il – Cevzî, bu babta fikrini şöyle beyan etmiştir: «İbn-i Uyeyne’nin sözü güzel ve hakikate uygundur. Onun sözü şeytana muhalefet etmek için, insanoğlunun çalışmasını öngörmektedir.

Ne var ki, İbn-i Mes’ud’un hadîsi İbn-i Uyeyne’nin sözünü  red etmektedir. O hadîs, Ahmed b. Hanbel’in rivayet ettiği şu hadısdir: «Sizden lıiç biriniz yok ki, kendisine şeytandan bir arkadaş ve melekten de bir arkadaş tevkil edilmiş olmasın. Sana da mı ya Resûlallah? diye sorduklarında: Bana da. Lâkin Allah ona karşı bana yardımcı olmuştur da daima bana Hakkı emretmektedir.» Diğer bir rivayette şöyle kayd ediliyor: «Sizden hiç biriniz müstesna olmamak üzere hepinize cinlerden bir arkadaş verilmiştir. Ona :

  • Ya sen? Diye sorduklarında: “Bana da. Lâkin Allah bana ona karşı yardım etti de o müslüman oldu ve bana daima iyi ne ise onu emr ediyor.» buyurdu. Bunu lahric etme babında Müslim infirad etmiştir.

İbn-i Cevzi diyor ki: Zâhir olan şeytanın Müslüman olmasıdır. Bunun diğer bir fikre de ihtimâli vardır.

Muhammed b. Yusuf el – Firyabî der ki: «Bize Süfyan, Mansur’dan, o da Salim b. Ebî Ca’d’dan, o da babasından, o da Abdullah b. Mes’ud’dan (R.A.) şöyle ri- yet etmiştir : Sizden hiç biri yoktur ki, onun cinlerden bir arkadaşı ve melâikeden de bir arkadaşı olmasın. Dediler ki: Scniıı de var mı ey Allahın Resûlü?

  • Beııim de var amma, Allah bana yardım etti de

o Müslüman oldu ve daima bana hayrı emr ediyor, buyurdu.»

Tânkoğlu Şüreyk’in hadîsinden de merfû  olarak şöyle rivayet edilmiştir: «Sizden hiç biriniz yoktur kî şeytanı bulunmasın. Senin de var mıdır, ey Allah’ın Re- sûlü? dîye sordular. Cevab verdi: Benim de var, fakat Allah bana, ona karşı yardım etti de o müslüman oldu.» (Bu hadîsi el – Cerrah Ebû Vekî, el-Velid b. Ebî Sevr ve Ebû Avâne Ziyad b. Alaka yolu ile Şüreyk’den rivayet etmişlerdir.)

Hz. Peygamberin arkadaşı olan Çin’in müslüman olduğu tasrih edilmiştir. Bu husus da te’vile lüzum kalmadan anlaşılmıştır artık.

El-Hafız Ebû Nuaym, «Kitabuddelâila’de şöyle rivayet etmiştir: Bir çok hadîs âlimleri Yahya b. Saîd’- den, o da Nâfi’ tariki ile İbn-i Ömer (R.A.)’dan şöyle rivayet etmiştir: «Kesûlullah Sallellahu Aleyhi ve Sel- lem buyurmuşlardır ki: Adem’e iki hasletle üstün kılındım: Şeytanım kâfir idi. Allah bana yardım etti de Müslüman oldu. Hannnlarım da bu hususta bana yardımcı oldular. Adem’in şeytanı ise kâfir idi. Hammı ise hata işleyince ona yardımcı oldu.»

İşte bu hadîsden gayet açık olarak anlıyoruz kijgz. Peygamberin cinlerden olan dostu müslüman olmuştur. Dostunun İslâmını anlatan diğer bir husus da: «Adem’e iki hasletten ötürü üstün kılındım» dediği zaman, dostunun Müslüman oluşunu, hasletlerden biri olarak saymıştır.

Ebû Câ’fer et-Tahavî, «Müşkilü’l – Âsar»’da der ki: «Rivayet edilen bu iki hadîsde Resûlüllah’m, diğer insanlar gibi olduğu ihtimâli bulunduğu gibi, onlardan ayrı olması da muhtemeldir.

İşte bu sebeble, uzun uzun düşündüm. Ve bu iki hadîsin dışında konuyu bize aydınlatacak başka bir delil aradım ve buldum.

İbn-i Mesud’dan (R.A.) rivayet edilmiştir: Resûlul- lah Sallellahu Aleyhi ve sellem buyurdular: «Sizden hiç biriniz yok ki onun cinlcrden bir arkadaşı olmasın. Senin de var mı ey Allah’ın Resûlü? diye sordular, şu cevabı verdi :

  • Benim de var, amma Allah bana, ona karşı yardım etti de Müslüman oldu. O bana hayrı emr ediyor.»

Câbir’den (R.A.) nakl edilen diğer bir rivayet: Bize Hz. Peygamber şöyle bir hitapta bulundu: Muğayyeba- ta girmeyiniz. Çünkü şeytan Adem oğlunun vücudunda, kanın dolaştığı yerde dolaşır. Sende de durum aynı mıdır, ey Allah’ın Resûlü? diye soruldu. Cevab verdiler: «Evet. Lâkin Allah bana yardım etti de o müslüman oldu.»

Sonra aynı  senedle Hz. Aişe (R.A.)’dan şu hadîsi rivayet etti: «Bir gece Allah’ın Resûlünü kaybettim; başımın uçundaydı. Bir de baktım ki, ökçelerini birbirine sıkıca kavuşturmuş bir halde parmaklarını kıbleye döndürmüş secde ediyor ve şöyle diyordu : «Allahım sana, gazabından sığınıyorum. Afvmı ummakla ukubetinden sığmıyorum. Seninle Senden, Sende olan herşeye ulaşamıyorum, ben.. Namazdan fariğ olunca şöyle dedi: Seni şeytanın tuttu mu?

  • Senin şeytanın yok mu? dedim.
  • Her insanın şeytanı vardır, diye cevab verdi.
  • Ey Allah’ın Resûlü senin de şeytanın var mı? diye sorunca şu mukabelede bulundular:
  • Evet benim de var. Lâkin ben Allah’a dua ettim; ona karşı bana yardım etti ve o müslüman oldu.»

Ebû Câ’fer diyor ki: «Peygamber (S.A.V.) bu hususta, diğer insanlarla aynı idi; ne var ki Allah ona yardım etti de Cin müslüman oldu ve ona karşı zararsız hale getirildi. Diğer insanlar .tabiî ki böyle değildir. Halâ şeytan onlara musallat olmaktadır.»

Soru : Madem durum böyle idi, öyleyse ne diye Allah’ın Elçisi yatağına gelip uyuyacağı zaman şu duayı yaparlardı?: «Allahın ismi ile yattım. Allah’ım, sana, şeytanın igvasmdan sığınırım; beni serbest bırak; mizanımı sakîl eyle! Beni yüksek derecelere nail küL»

Cevab: Resûlüllah’ın bu duası daha’şeytânın müslüman olmasından önce idi.

Tabiî ki o, müslüman olunca, artık Hz. Peygam- ber’in böyle bir duada bulunması  imkânsızdır. Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır!