Bu hususta âlimler dört ayrı fikir serd etmişlerdir:

  1. — Onlar Cennet’e gireceklerdir. Bu fikir, ulema çoğunluğuna aittir. İbn-i Hazm «El-Milel» kitabında, İbn-i Ebî Leylâ ve Ebû Yûsuf dan aynı fikri nakl ederek, «bizim de görüşümüz budur,» demiştir. Sonra bu görüşte olanlar, onların Cennette yeyip yemeyeceklerine, içip içmeyeceklerine dair ihtilâf etmişlerdir. Münzir b. Saîd, İbn-i Ebi’d – Dünyâ, hadîs âlimlerinden şöyle nakl ediyorlar: Mücahid’den bunu sordular, şöyle cevaplandırdı: Cennete girerler, lâkin yeyip içmezler. Yeme, içme yerine onlara gıda olarak teşbih ve takdis ve- rilecektir.

El – Haris el – Muhasibî’ye göre, âhirette, dünyadakinin aksine biz onları göreceğiz, onlar bizi göremiye- cekler.

  1. — Onlar Cennete girmeyeceklerdir, ancak etrafında duracaklar ve insanlar tarafından görüleceklerdir. Onlar insanları görmeyecektir. Bu görüş, İmam Mâlik, Şafiî, Ahmed, Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed’den nakl edilmiştir. İbn-i Teymiye de bu fikri, İbn-i Me- ri’ye cevaben savunmuştur. İbn-i Hazm’in Ebû Yûsuf – dan yaptığı nakle muhalif gelmektedir bu fikir.

Eb’uş  Şeyh der ki: Hadîs bilginlerinden bâzüari Leys b. Ebî SüleynVden şöyle nakl etmişlerdir: Cinler cennete de, cehenneme de girmeyeceklerdir. Onlann atasını Allah cennetten çıkarmıştır, nasıl olur da nesli cennete girebilsin? (Bu imkânsızdır!)

  1. — Onlar, Âraf’da olacaklardır. Bu hususla ileride bahsi gelecek müsned bir hadîs vardır.
  2. — Biz bu hususta bir şey diyemeyiz, ilmini Allah’a havale ederiz.

Birinci görüş sahibleri, görüşlerini birkaç vecihle teyid ettiler :

  1. — Âyet ve hadîslerin genel anlamları, cinlerin de cennete gireceklerini bildirmektedir: «Cennet, Mut- takilere, uzak olmadan yaklaştırılmış tır.»; «Gökler ve yer kadar genişliği olan Cennet, Muttakıler için hazırlanmıştır.» Bunlar âyetler..

Bir de hadîs nakl edelim :

«Allah’ın birliğine halisâne şehadet getiren kimse, Cennete girer.»

Evet onlar, nasıl ki tehdid ifade eden âyetlere muhatap oluyorlarsa, öylece müjde âyetlerine de muha- tab olurlar.

Bu hususta en kuvvetli delil, Rahman sûresindeki âyettir: «Rabbinin makamından korkan kişi için, iki cennet vardır. Rabbinizin hangi ni’metlerini tekzip ediyorsunuz?»

Buradaki hitab, yalnız insanlara değil, aynı za- manda cinleredir de.

Allah onlara, iyi çalıştıkları samimâne kulluk yaptıkları takdirde Cenneti va’d etmiştir. Demek ki, onlar da, iman edip güzel güzel işler yaptıkları zaman Allah’ın vâdine nail olacaklardır.

Hadîsde şöyle varit olmuştur: Allah’ın Resûlü bu sûreyi cinlere okuduğu zaman, gayet huşu içinde dinlemişler ve en iyi şekilde cevap vermişlerdir. Nitekim Allah’ın Resûlü (S.A.V.) «Sûreyi kendilerine okurken, onlardan, sizin vermediğiniz gayet güzel ve yerinde bir cevab aldım: “Biz Rabbimiziıı hiç bir ni’metini tekzib etmeyiz!”» (Bu hadîsi Tirmizî rivayet etmiştir.)

  1. — İbn-i Hazm, «Cennet muttakîler için hazırlanmıştır. Biz mahz-ı hidayet olan (Kur’ân’ı) duyunca, ona iman ettik. De ki: Bana şu vahy olundu: Şüphesiz bir* kısım Cinler dinledi. Şüphesiz o kimseler ki, iman edip, güzel güzel hareketlerde bulundular» gibi âyetlerle is- tidlâl etti ve dedi ki, bunlar umumî sıfatlardır. Cinler de bu sıfatlara dahildir. Bu umumi naslardan cinleri, Allah bize aksini bildirmedikçe, nasıl istisna edebiliriz? buna imkân var mı hiç?.. Cenab-ı Hak mîi’min cinlerin de Cennet ehli olduklarını kat’î surette bildirdikten sonra, bizim onları bu mumî kaideden istisna etmemiz mesnedsiz olmaz mı?
  2. — İbn-i Münzir ile İbn-i Ebî Hâtem, tefsirlerinde şöyle diyorlar: Biz bu meseleyi, Damura b. Habîb ile müzakere ettik. O, cinlerin de cennete girebileceklerini söyledi ve delil olarak «Onlara, onlardan önce, ne bir ins ve ne de bir cin dokunmamıştır.» âyetini gösterdi. Hurilere dokunma işi hiç şüphe yok ki, Cennette olacaktır. Cumhur’un ifadesi bu merkezdedir.
  3. — Hadîs âlimleri, ed-Dahhâk tariki ile İbn-i Ab- bas (R.A.)’dan söyle nakl ederler: «Yaratılmışlar dört sınıftır: Bir sınıfın hepsi cennetliktir. İkinci sınıfın hepsi Cehennemliktir. Kalan iki sınıfın biri Cennetlik, diğeri cehennemliktir. Hepsi Cennetlik olan sınıf: Meleklerdir. Hepsi Cehennemlik olan sınıf; şeytanlardır. Hem Cennetlik, hem de Cehennemlik olan sınıf: İnsanlarla, cinlerdir. Çünkü onlar iman ve amellerine göre muamele göreceklerdir. İman edip güzel amelde bulunmuşlarsa Cennete, bu vasfı taşımamışlarsa Cehenneme gireceklerdir.»
  4. — Akıl her ne kadar bunu gerektirmiyorsa da; takviye ediyor :

Şöyle ki : Allah onlardan kâfir olanları cehennemle tehdid etmiştir. Onları Cehenneme sokacağını katiyetle ifade etmiştir. Nasıl olur da müzminlere Cennete sokmaz? Bu mümkün mü hiç?. Allah’ın herşeyi yerli yerinde yaratması ve gayet adil olması bunu gerektirir.

Sual: «Meleklerden, (Benden başka ilâh yoktur!) diyenler çıktı, bununla beraber onlar Cennet ehli olmadılar?»

Buna bir kaç  yönden cevab verilebilir:

  1. — Bundan murat, İblis aleyhillâne’dir.

İbn-i Cüreyc, «Onlardan (Allahtan başka) kendisinin de ilâh olduğunu söyleyen var» âyetinin tefsirinde der ki: Bu sözü İblis söylemiş ve bu âyet onun hakkında nazil olmuştur, diyor.

Katade’ye göre, bundan murat, bilhassa İblisdir. Bu sözü söylediği zaman Allah ona lânet etmiş ve şeytan şekline sokmuştur. Ve ayrıca onun için, «Biz onu Cehennemle cezalandıracağız. İşte zalimleri biz böyle cczalandınrız» demiştir.

Taberânî  bu görüşü, her ikisinden böylece nakl etmiştir.

  1. — Bundan her ne kadar umumî mânâ kasd edilerek, meleklerin girebileceklerini söylesek bile, bu gibi şeyler meleklerden vaki olmaz. Bu bir şarttır. Şartın vuku’u lâzım gelmez. Tıpkı «Eğer şirk edersen, amelin heder olur» meâlindeki âyet gibidir. Cinlerden kâfir de bulunur ve cehenneme girer.
  2. — Melekler her ne kadar Cennetle mükâfatlan- dırılmazlarsa da; kendilerine münasip bir mükâfat verilecektir, elbet. Âlimlerin, bu konuda serd ettikleri en doğru görüş budur.

İkinci görüş sahibleri, görüşlerini isbat etmek için şu âyetle istidlâl ettiler : «Ey Kavmimiz! Allah’ın daî- sine (dâvetçisine) icabet ediıı vc ona iman edin ki, Al Iah sizin günahlarınızı afvedip elim azabından kurtarsın.» Burada onların Cennete gireceklerinden bahs edilmemiştir. Demek ki onlar Cennete girmeyeceklerdir. Zira makam, teveccüh makamıdır. Buna birkaç yönden cevab veririz :

  1. Cennete girmelerinden söz edilmemesi, onların Cennete girmemelerini gerektirmez.
  2. Allah, onların kavimlerini’ inzar etmek üzere döndüklerini haber vermiştir. Binaenaleyh makam, u- yarma makamıdır, müjde makam değildir.
  3. Bu ifâde, onların Cennete girmeyeceklerine dair delil olamaz. Nitekim Allah, geçmiş peygamberlerin kavimlerini inzar ettiklerinden bahs ederken, onların Cennete girip girmeyeceklerinden de söz etmemiştir.

Nûh Aleyhisselâm’dan şöyle haber vermiştir: «E- lem verici günün azabından sizler hakkında endişe ediyorum.»

Hûd Aleyhisselâm’dan bahs ederken (Büyük günün azabı), Şuayib Aleyhisselâm’dan söz ederken, «Muhit gününün azabı» buyurmuştur.

Sonra bütün Müslümanlar, Cin müminlerinin Cennete gireceklerine dair ittifak etmişlerdir.

  1. Bu, birâkis Cennete gireceklerine işarettir. Çünkü Peygamberlerin tebliğ ettikleri şeriatlerle yükümlü olan kimselerin günâhları afv edilip Cehennemden kurtulmaları, Cennete gireceklerini iltilzam eder.

Üçüncü görüşü teyid edecek bir de hadîs serd edilmiştir:

«Cinlerin müzminleri için sevab da vardır; ikab da.. Onların sevablanndan ve nıü’mmleriııden sual ettik.»

«— A’râf’da olacaklar, Cennette değil» diye cevap verdi.

((— A’râf nedir?» dedik.

«— Altından nehirler akan, üstünde ağaç ve meyveler biten Cennet diyarıdır,» buyurdu.

Şeyhimiz el-I-Iâfız Ebû Abdillah Ez-Zehebî der ki: «Bu cidden münkerdir!»

En iyi bilen Allahtır.