el-Cebbâr - ya Cebbâr

el-Cebbâr - ya Cebbâr

el-Cebbâr | ya Cebbâr

Cebbar : Dilediğini cebir yoluyla yapan, kayıtsız şartsız herkese cebredecek güçte olan, hiç kimse tarafından kendisine cebir olunamayan

Cenab-ı Hak buyuruyor:
“O Allah ki, O’ndan başka İlah yoktur. Meliktir; Kuddûstur; Selam’dır; Mü’mindir; Müheymindir; Azizdir; Cebbardır; Mütekebbirdir. Allah, (müşriklerin) şirk koştuklarından çok Yücedir.” (Haşr, 23)

Hüküm sahibi Allah’tır. O ne derse olur, muradı yerine gelir. Bir hadis-i kudsisinde ““Ey kulum, sen murad edersin ben de ederim, Fakat senin muradın olmaz, benim muradım olur.” buyurmuştur.

Allah Teâlâ birçok fiilde insana irade vermiş ve hür yaratmış olmakla beraber bütün isteklerini yerine getirmeye mecbur değildir. Dilerse, dilediği anda iradelerini yok eder. Nitekim bir hadiste “Allah Teâlâ kaza ve kaderini yerine getirmeyi istediği vakit, akıl sahiplerinin akıllarını gideriverir ki, kaza ve kaderi onlarda yerine gelsin. Emri yerine gelince de akıllarını onlara geri verir. Böylece de pişmanlık başlar.” buyurulmuştur. Dilerse onların akıl ve iradelerini yok etmemekle beraber isteklerinin aksine kendi hüküm ve iradesini zorla üzerlerinde icra eder. Nitekim Allah’tan korkmayan, emirlerine karşı gelmek isteyen âsiler, azaba ve cezaya yanaşmak istemedikleri halde, vakti gelince cezalarını çekmeye mecbur olurlar. Hâsılı Allah Teâlâ’nın mutlak iradesi altında mağlub ve mecbur olmayacak hiçbir şey tasavvur olunamaz.

Ey Cebbar olan Allah’ım! Seni tanıyan birinin, herhangi bir iş için başkasından yardım dilemesine şaşarım. Seni tanıyan birinin, senden başka birisine yönelmesine şaşarım. (3)

İhlasla “Yâ Cebbar diye bir müslüman bu isme devam etse, herkes tarafından sevilir, insan ve şeytanın şerrinden emin olur. (4)


1) Calligraphy, The Most Beautiful Names, Tosun Bayrak, Threshold Books, 1985
2) Elmalı Tefsiri, Haşr Suresi, 23. Ayet
3) Tefsiru’l Kurtubi, 10/6771
4) Yüce Allah’ (c.c)ın Güzel İsimleri Esmâ-ül Hüsna, Rauf Pehlivan, İstanbul Dağıtım A.Ş. 2002
5) Mecmuatul Ahzab, Büyük Dua Kitabı, Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi, Denge Kitabevi Yayınları


 

 

Diğer Bölüm…

Kırılanları onaran, eksikleri tamamlayan, dilediğini zorla yaptırmağa muktedir olan…

“Kırılanı saran, bozulanı düzelten, her şeyden yüce ve dilediğini zorla yaptıran” manalarına gelen “Cebbar” İsm-i Şerif’i, Kur’an-ı Kerim’de Haşr Suresi 23’te bir defa zikredilmiştir.
Peygamberlere (AS) isyan bayrağını çeken ve kendi koyduğu kurallara uyan yöneticiler için zorba anlamında Cebbar kelimesi kullanılmıştır.[1][1] Peygamber (SAV) Efendimiz’e: “Sen onlar üzerine bir zorba-Cebbar değilsin”[2][2] buyurmuş. Ve böylece kıyamete kadar gelecek olan Müslüman yöneticilere bu ayeti okuyunca yönettiği ülkeyi bir hapishaneye çevirmemesi emredilmiştir.

Denizde balıkların, havada kuşların, karada hayvanların ve ağaçların kırıklarını saran “Cebbar” olan Rabbimizdir (CC). İnsanlık ailesi ise altı milyar insanın sağlık sorunlarını çözememiştir.
Cebbar olan Rabbimiz (CC) dünya yaratılalıdan beri yarattıklarının kırıklarını onarmaya devam ediyor. Milyarlarca balıktan, milyarlarca kuşlardan bir tanesini insanoğlu tehlikeden kurtarıp tedavi etse günlerce televizyon ekranlarından o iyilik sembolü insan baş haber olur.

Hergün milyonlarca hayvanın doğumunu sağlayan, onlara sıhhat veren, doğum yaptığı gün süt veren, “Cebbar” olan Rabbimiz (CC) ise ekranda bir defa zikredilse irtica hortladı yaygarası başlar. Yaygarayı başlatan, kalpten hastaneye kaldırılsa ona yine şifa veren “Cebbar” olan Rabbimizdir (CC). Cebbara iman eden mü’min insan, hayvan ve diğer yaratıkların yarasına merhem, kırığına sargı olur. Onları kendine doğru yükseltir, yüceltir.

Bu İsm-i Şerif cebir maddesindendir. Cebir, kırık kemiği sarıp bitiştirmek, eksiği bütünlemek manâsına geldiği gibi, icbar etmek, yani zorla iş gördürmek manâsına da gelir.
Allah-ü Teala (CC) Hz.leri Cabirdir, Cebbardır, kırılanları onarır, eksikleri tamamlar, her türlü perişanlıkları düzeltir, yoluna kor. Bu manadan olmak üzere İmam-ı Ali (KV) Hz.leri’nin münactında: “Ey her kırığı kaynaştırıp birleştiren ve her zorluğu kolaylaştıran” manasına: “Yâ Câbire külli kesîrin ve yâ müsehhile külli asîr” kelimatı gelmiştir. İkinci manâya göre Allah-ü Teala (CC) Hz.leri Cebbardır, ceberut sahibidir. Kainatın her noktasında ve her şey üzerinde dilediğini dilediği gibi yaptırmağa muktedirdir. Hüküm ve iradesine karşı gelinmek ihtimali yoktur.

Her şey üzerinde Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin cebbariyeti hakimdir. Önünden sonuna kadar yaratacağı bütün mahlukat, bunların cinsleri, nevileri, sınırları ve her sınıf efradının varlığa çıkış sırası, varlığı, müddeti ve bu müddet içinde görüp geçireceği bütün ahval, bütün safahat üzerinde Allah-ü Teala (CC) Hz.leri cebbariyeti, emir ve iradesi hakimdir. Her mahlukun hayat şartları ve bu âlemde göreceği iş, yapacağı vazife Allah-ü Teala (CC) Hz.leri tarafından tayin edilmiş, sınırları çizilmiştir. Her mahluk ister istemez bu sınırlar içinde yürümek ve bu vazifeleri yapmak mecburiyetindedir. Meselâ: Arz “Ben artık dönemiyeceğim”, güneş, “Ben artık doğmıyacağım” diyemez. İlk kumanda ile başlamış olan bu muttarit devran son kumandaya kadar devam edip gidecektir.

Allah-ü Teala (CC) Hz.leri yalnız teşrîî hükümlerinde insanları serbest bırakmıştır. Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin teşrîî yâni insanları vazifelendiren dini bir takım hükümleri ve emirleri vardır ki, bunların üstünde cebbariyetini kaldırmış ve bu emirlerin yapılıp yapılmaması ve bu hükümlerin yerine getirilip getirilmemesi hususunda insanları mecburi değil, muhayyer bırakmıştır. Bir insan isterse dine uyar dindar olur; dinin hükümlerine göre yaşar; isterse dinsiz ve imansız olur. Tamamen serbesttir. Gerçi Allah-ü Teala (CC) Hz.leri insanları, kendini bilsinler ve kendine kulluk etsinler diye yaratmıştır; fakat bu teklifi icbar yolu ile değil, ihtiyar yolu ile yapmış ve tamamen kendi arzularına bırakmıştır. Eğer Allah-ü Teala (CC) Hz.leri, diğer hususlarda olduğu gibi bu hususta da cebretmiş olsaydı, insanlar içinde Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nden başkasına ibadet eden bir fert bulunmazdı. Halbuki Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin insanlara ve ibadetlerine ihtiyacı yoktur. Allah-ü Teala (CC) Hz.leri kendisine intisap ve kulluk şerefini, kullarının isteklerine bağlamıştır. İsteyen Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’ne kul olur, rızasını bulur. İsteyen heva ve hevesine köle olur, kahr görür ve bu takdirde kendinden başka kimseye bir şey demeğe hakkı olmaz. Gelin de Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’ne kul olalım, O’nun (CC) rızasını celbeden ameller ile meşgul olalım…

Dua: Allah’ım (CC)! Büyüklükte eşi olmayan sensin. Hakkı galip getiren, ve her güçlüğü kolaylaştıransın. Ey Cebbâr (CC) Rabbimiz (CC)! Dağınıklığımızı toparla! Bize birlik ve düzen ihsan eyle!
Allah’ım (CC)! Yumuşak sözlü, güler yüzlülerden eyle bizi! Başkalarına kötülük etmekten sakındır!
Ey Rabbimiz (CC)! Kibir ve gururdan kalbimizde bir zerre dahi bırakma!

Kula Gerekenler: Allah (CC) Hz.leri’ne karşı ihtiyacını ve acizliğini itiraf etmekten haz duymak ve Allah (CC) Hz.leri’ne tam teslim olmak…

Kırılan ümitlerin canlanması, şaşırtıcı perişanlıkların iyi bir hale ve yola konması için biricik merci Allah-ü Teala (CC) Hz.leri olduğunu bilerek yanlış kapıya müracaat etmemek… Bu hususta Allah-ü Teala (CC) Hz.leri yarattığı sebeplere tutunmağı kafi görüp gayr-i meşru olarak yüz suyu dökmemek…

Bir de Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’ne asi vaziyette olanlar, Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin azap ve ukubeti kendilerine gelip kuşatmadan derhal O’nun (CC) afv ve mağfiretine, rahmet ve refetine sığınmalıdır. Çünkü vakti gelince ukubet onları ister istemez saracaktır. Sonra bunu önliyecek bir kuvvet ve ondan saklıyacak bir sığınak da bulamayacaklardır. Allah’ın (CC) intikamına karşı tek çare: O intikam gelip çatmadan yine Allah’a (CC) sığınmaktır..

İsm-i Şerif’in Faideleri: Kırk gün ihlas ile bu İsm-i Şerif’e devam eden, zulme maruz olsa, selamet bulur. Hapiste ya da esir ise kurtulur ve her muradı yerine getirilir.

İhlasla “Yâ Cebbâr” diye bir müslüman bu isme devam etse, herkes tarafından sevilir,insan ve şeytanın şerrinden emin olur.


[1] bak. Hud. S. A.59
[2] bak. Kaf S. A.45