Bütün Müslüman Kardeşlerimizin Dikkatine;

Bütün Müslüman Kardeşlerimizin Dikkatine;

Müslümanlar olarak ’’Dünya ve Ahiret mutluluğumuz’’ ve birlik ve beraberliğimizin bozulmaması için aşağıdaki yazıyı Allah rızası için okuyup, imkanımız ölçüsünde çevremizdeki kardeşlerimizle paylaşmalıyız…

Mümînler ancak kardeştir. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.’’ (Hucurat 49\10) (Ayetin tefsirini okuyun)

Yukarıdaki ayeti sıkça dillendiriniz. Ancak bu hakikati tekrar edip durmakla, ayette beyan edilen ilahi talimatın gereğini yapmış olur muyuz? Kardeşlik bilincini yüreklerimize sindirmeden ve özellikle ’’öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin!’’ emrini yerine getirmek için çaba sarf etmeden, gerçekten kardeşler olduğumuzu söyleyebilir miyiz? Evet biz aynı Allah’a Peygamber’e ve Kitab’a inanan, aynı kıbleye yönelen Müslümanlar olarak İMAN ve DİN KARDEŞİYİZ. Bu kardeşliğimizi

İçimizdeki akılsızlar’’(Araf7/155) (Ayetin tefsirini okuyun)

İçimizdeki akılsızlar ve dışımızdaki düşmanlar alabildiğine aşındırsalar da, bize düşen, bu kardeşliğimizi onarmaktır.Maalesef günümüz Müslümanları arasında bölünmüşlük görülmekte, bu hal, İslâmın azılı düşmanlarına fırsatlar ve imkanlar sunmaktadır. Hatırlarsak, yaklaşık 10 yıl önce, İslâm dünyasına yönelik sinsi planların baş mimarlarından biri (Zbigniev Brezinski);

‘’ Bundan böyle savaş Müslümanlarla, Müslümanlar arasında olacak’’ demişti.

İslam âleminde sahnelenen bu sinsi planın sonucudur ki, bugün Müslüman Müslüman’ın kanını akıtıyor ve dökülen her kan parçalanmışlığımızı daha bir derinleştiriyor. Bu kanlı çatışma ortamına rağmen, yaklaşık bir yıldır kendi iç barış sürecini korumaya çalışan Türkiye’de ise; son zamanlar da siyasi-ideolojik ayrışmaların, özellikle Müslümanlar arasındaki meşrep ve mektep farklılıklarının daha derin fay hatlarına dönüştürülmek istendiğine tanık oluyoruz. İşte bu biz müminlere düşen görevler:

1.Mümin kardeşlerimizi itidal ve teenniye davet etmek.

Birbirimize hakkı, sabrı ve merhameti tavsiye etmek’’(Asr 1-3; Beled 17)’’(Ayetlerin tefsirini okuyunuz)

ilkesinin gereği olarak en temel görevlerimizdendir.

2.Yalnız Allah’ı, Rasûl’unu ve müminleri veli edinmeleri gereken(Maide 5/55;Tevbe 9/71) ‘’müminler;

Yahudi ve Hristiyanları dost edinmeyin… Onları dost tutan onlardandır’’(Maide 5/51)’’ ikazına uymalı;

Kafirlere karşı şiddetli, kendi aralarında ise merhametli (Fetih 48/29) ‘’olmalıdırlar.

3.Peygamberimizin (SAV) şu Hadis-i Şerifini, özellikle bu günlerde öncelikli gündemimiz ve temel davranış ilkemiz olmalıdır:

Hicir sûresi 88. Âyetinde Allah c.c  şöyle buyurur:

Müminler üzerine (merhamet) kanadını ger.’’ (Ayetlerin tefsirini okuyunuz)

Bu yüce ayetin ilk muhatabı olan Peygamber efendimiz (SAV) müminler için hayatını adeta bir merhamet pınarına çevirmiştir. Ve bize uyarılarda bulunarak şu Hadis’i Şerif’i buyurmuştur:

İman etmedikçe Cennet’e giremezsiniz; birbirinizi (Hiçbir merhamet gözetmeden yalnızca Allah rızası için) sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız.’’(Müslim, Îmân, 93; Tirmizî, Sıfâtu’l-Kıyâme, 56.)

4. Fitne ve husumet ortamında Peygamberimizin (SAV) bazı Hadis-i Şerifleri bize çok önemli uyarılar yapıyor:

Birbirinizle hasetleşmeyiniz, birbirinize kin ve nefret beslemeyiniz, bir kişiye, Müslüman kardeşine hakaret etmesi kötülük olarak yeter.(Müslim;Tirmizi);

Birbirinize, Allah’ın lâneti, Allah’ın gazabı ve cehennem temennisiyle bedduada bulunmayınız’’(Ebu Davud, Tirmizi).

Casusluk yaparak başkalarının gizli yönlerini araştırmayın.’’(Hucurat 49/12)

5..Allah’a ve Peygamber’ine itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin! Yoksa çözülüp yılgınlaşırsınız ve rüzgârınız (gücünüz ve devletiniz) gider.(Enfal 46).

Böyle bir felakaketle karşılaşmamak için güvendiğimiz bir hocanın tavsiye edeceği Kur’ân tefsirinden hergün 10 ayet okuyup hayatımızda uygulamalı, aynı şekilde siyer okuyup, Buharinin hadis kitabından Hadis-i Şerifleri de öğrenip yaşantımızda uygulayarak Kur’âna ve sünnete tam olarak uymalıyız. Eğer bunu yaparsak hesap günü hem Kur’ân-ı Kerim, hem de Peygamberimiz Hz. Muhammed (SAV) bize şefaatçi olacaklardır. Aksi takdirde şefaatçi olmayacakları gibi şikayetçi olacaklardır. O zaman da bu dünyadaki tek gayemiz olan Allah’ın rızasını kazanmak konusunda başarılı olamayız. Sonuçta tarihe baktığımızda, Müslümanlar Kur’ân’a ve sünnete bağlı olarak yaşadıklarında güçlü devletler kurmuşlardır. İşte bizlerde Kur’ân’a bağlı yaşayıp, çocuklarımızı Kur’ân’a ve sünnete göre yetiştirmeliyiz. Ancak o zaman Allah’ın rızasını kazanıp Dünya ve Ahiret de huzurlu ve mutlu oluruz.

(Sizleri yalnızca Allah rızası için seven bir kardeşinizim)