“Bu Masada 32 Kral 62 Cumhurbaşkanı Oturuyor!” Yalanı

“Bu Masada 32 Kral 62 Cumhurbaşkanı Oturuyor!” Yalanı

“Bu Masada 32 Kral 62 Cumhurbaşkanı Oturuyor!” Yalanı

Her şey yine internette bu fotoğrafla başladı; sürüyor. Atatürk’ün gayet yakışıklı bir sofra muhabbeti, sonunda aldı başını gitti ve yazımın alt başlığının propagandasına dönüştü. Neresinden tutup da düzeltmeli acaba? Öncelikle arkadakiler garsonlar; olsa olsa garsonun kralı olabilirler! Allahaşkına, hadi siyasî manzaradan habersizsiniz, hiç mi matematik dersi almadınız; rakamlar konusunda bari abartmayın; ama hayır, her şeyin muhakkak suyu çıkacak, genel kural bu oldu. Fotoğraftakilerin sayısı ile sınırlı kalın bari. Atatürk’ün tam karşısında solda genç Afet İnan hanım, bize bakıyor; Atatürk’ün hemen solunda İnönü. Diğer hanımlar da olsa olsa elçilerin eşleri. Ankara’nın kordiplomatik mensupları; davet için resmî üniformalarının içindeler. Madalyalar falan aksesuar kâbilinden, ama her madalyalı kişi de kral falan değildir ha. Her şeyi ciddiye alıp devam edelim: Tek-parti döneminde Atatürk bir kez olsun yurtdışına çıkmamıştı. Çünkü suikasttan endişe ediliyordu. İnönü başbakanken Sovyetler Birliği’ne ve İtalya’ya gitmişti; fakat Cumhurbaşkanlığı döneminde sadece bir kez Kahire’ye gitti. Zaten onun cumhurbaşkanlığı sırasında ziyaret edilecek ülke de kalmamıştı ki! Bütün Avrupa işgal altındaydı. Dahası, önemli politik şahsiyetler; mesela Stalin, mesela Mussolini, mesela Hitler, mesela Churchill, hiç Türkiye’ye gelmediler. Ama evet İngiliz kralı geldi, 1936’da. Edward geldi. Fotoğrafta izliyoruz. Atatürk, İnönü, kral ve İngiliz elçisi. Yattalar. Kısa bir süre sonra tahttan aşkı uğruna feragat edecek. Ziyaret Türk-İngiliz ilişkilerinin yeniden sımsıcak olduğu döneme denk gelmişti. Artık İngiltere her taşın altından çıkan düşman ülke değildi; aksine dost ve müttefik olmuştu. Bu ziyareti sadece kralların ayağımıza gelmesi olarak yorumlamaya çalışanların Atatürk’ün sıkı İngiliz politikasına yöneldiği bu dönemi göz ardı etmeye çalışmaları ise dikkat çekicidir! Oysa Türkiye daha bu sırada, hatta daha da erken bir dönemde İngiltere ile birlikte olmaya başlamıştı bile. Ziyaret sadece bu gelişmenin sembolünü oluşturuyordu.[Prof.Dr.Cemil KOÇAK]