Bir Veli Keramet İle Gaybi Bilgileri Bilebilir mi?

Bir Veli Keramet İle Gaybi Bilgileri Bilebilir mi?

Bu mevzu; ‘’GAYB’’meselesinden müteferri bir konudur ve doğruluğu ya da yanlışlığı, ancak, kitap, sünnet, sahabe ameli ve ehli sünnet uleması-nın mezkûr kaynaklardan çıkarımlarıyla tespit edilebilir.

GAYB

‘’Gayb’’ kelimesi, ‘’Fail’’ ifade eden ve ismin yerine konulmuş ‘’Mastar’’ bir kelimedir. (Begavi) Manası: “İnsana gizli olan her şey gayb tır.’’(Ebu İshak ez- Zeccac) “Her ne kadar bilgisi kalpte hâsıl olsa da, göze gizli olan her şey gaybtır.’’ (İbnu’l A’rabi; Mesaful Ulema s.244) “Netice olarak; beş duyu, duygu ve hislerle algılanamayan her şey gaybtır.”

Âlimler gaybı, “Mutlak” ve “Mukayyed (izafi)” olmak üzere iki kısımda incelerler. Mutlak gayb: Eşyanın bütün ihatasıyla, gelmiş, geçmiş ve geleceği, olmuş ve olacağı ile tüm cüziyyatının hakiki manalarıyla, ilmi, sadece Allah’ın yanında olan, yani ancak Allaha mahsus olan gaybtır. Bu gaybı Allah’tan başkası bilmez. Bu tür gayba (Allah bildirmeksizin) muttali olmayı iddia etmek (İcmaen) küfürdür. “O öyle Allah tır ki, ondan başka ilah yoktur. Görülmeyeni ve görüleni bilir.” (Haşr, 22) (…) deki; gayb ancak Allah’ındır’’ (Yunus, 20) “Göklerin ve yerin gaybı yalnız Allah’a aittir.” (Hud, 123) “Ne yerde, ne de gökte, zerre ağırlığınca hiçbir şey rabbinden gizli (uzak) değildir. Bundan daha küçüğü ve daha büyüğü yoktur ki apaçık kitapta (Levh-i mahfuzda) bulunmasın’’ (Yunus, 61) “Gaybın anahtarları Allah’ın katındadır, onları O’ndan başkası bilemez” (Enam, 59), “(…) ben gaybı da bilemem…”(Hud-31)

Ancak Allah, gaybından bazı bilgileri, seçtiği elçilerine (melek ve peygamberlere) bazen vasıta (vahy) ile bazen de vasıtasız olarak bildirir. Bu bildirme ile peygamberlerin gayba muttali olmaları onlar için mucizedir ve yakini ifade eder. “Onun bildirdiklerinin dışında, onun ilmin den hiçbir şeyi bilemezler” (Bakara, 255), “Allah gaybı size bildirecek değildir, fakat Allah elçilerinden dilediğini seçer” (Ali İmran,179), “Gaybı O bilir, gaybına da kimseyi muttali kılmaz. Ancak bildirmeyi dilediği resul bunun dışındadır” (Cin-26,27), “(…) evinizde yediklerinizi ve biriktirdiklerinizi size haber veririm” (Ali İmran, 49) “Böylece yerlerin ve göklerin melekûtunu İbrahim’e gösterdik” (Enam, 75) Huzeyfe (r.a) şöyle dedi: “(…) Resulullah (s.a.v) kıyamete kadar gelecek her şeyi bize haber verdi…” (Buhari, Kader Hadis No:6604; Müslim, Fiten Hadis No:2891; Ebu Davud, Fiten Hadis No:4235)

Mukayyed (izafi) gayb ise, Allah’ın insanların bir kısmına bildirip, diğer kısmından gizlediği gaybtır. Deney, gözlem ve bilimsel hesaplarla ulaşılan bilgiler ile bir bölgede vuku bulan hadiseden diğer bölge insanlarının haberdar olmaması gibi…

Deney, gözlem ve bilimsel hesaplama olmaksızın, ilham, keşif ve rüya yoluyla gaybtan bazı bilgiler edinmeye gelince, bu konuda Ehlisünnet ile Mutezilenin hilafıyla karşılaşıyoruz. Ehlisünnet;(Allahın muttali kılmasıyla, velinin gayba muttali olması, bir parçası olan) kerametin hak olduğunu savunurken, Mutezile cihetinden inkâr seslerinin yükseldiğini görüyoruz. Mutezile’ye göre, eğer evliyadan olağanüstü halin zuhuru caiz olursa, bunlar mucizeyle karışır. Bu durumda veli ile peygamber birbirinden ayırt edilemez. Ehlisünnet, bu itiraza velinin kerameti peygamberin mucizesidir diyerek cevap verir. (Şerhul Akaid, Allame Taftezani s.98) Ayrıca Ehlisünnet, kerametin ispatı sadedinde başlıca şu delilleri sunar:

*Meryem validemize Cebrail’ın (a.s) gelmesi. (Meryem,19)

*Yine Meryem validemize vakti olmayan meyveler ikram edilmesi. (Ali İmran, 37)

* Ashab-ı Kehf’in 300 yıl uyuması. (Kehf.25)

*Musa’nın (a.s) annesine ilham edilmesi (Kasas, 7)

*Hızır’a (a.s) ledün ilminin verilmesi. Âlimlerin çoğu Hz. Hızır’ın Peygamber olmadığı görüşündedir. (Mealimut-Tenzil, Begavi s.785; El-Futuhatul-İlahiye, El-Cemel c.4 s.439)

*Süleyman’ın (a.s) veziri Asıf tarafından Belkıs’ın tahtının Yemen’den Şam’a bir göz kırpma süresinde getirilmesi. (Neml-40)

Ehlisünnet ile Mutezile arasında ki bu tartışma, Cin suresi 27. ayeti kerimesinin tefsirinde biraz daha yoğunlaşır.

Cin suresi 27. ayetinde Allah (c.c) şöyle buyurur: “İlla men irteda min rasulin’’(ancak razı olduğu resul müstesna).

Meşhur mutezile âlimlerinden Zemahşeri şöyle der: “Ayetin bu ifadesinde, kerametin bulunmadığına delil vardır. Çünkü kendilerine keramet nispet edilen kimseler, her ne kadar razı olunmuş Evliyaullah iseler de resul değillerdir. Hâlbuki Allah, gayba muttali kılmayı razı olunmuşlar arasında sadece peygamberlerine has kılmıştır.

Bu ayette, aynı zamanda kâhinliğin, sihirbazlığın, yıldızlardan ahkâm çıkarmanın asılsız olduğu da söz konusudur. Çünkü bu işlerle uğraşanlar, beğenilip seçilmekten uzak olup, Allah’ın gazabına en fazla uğrayan kimsedir’’ (Zemahşeri, Tefsir-i Cin-27 c.4 s.634,635).

Her ne kadar, bazı âlimler Vahidi’nin de Zemahşeri’ye muvafık olduğunu söyleseler de İbnü’l Hatip ve Razi, Vahidi’nin kerameti ve Allahın veli kullarına gelecekte olacak bazı hadiseleri ilham yoluyla haber vermesini mümkün gördüğünü, bununla birlikte Vahidi’nin ayetten tencim ve kehanete nefy delaleti istidlal ettiğini naklederler. (Razi tefsiri c.10 s.635/ El-Lübab İbn-i Adil c.19 s.443)

Mesele Cin suresinin 27. ayetinde yoğunlaşınca, Ehlisünnet âlimlerinin Mutezile’ye cevaplarını araştırmak kaçınılmaz oldu. İmkânlarımın kısıtlı vaktimin dar olması hasebiyle sadece 50 Küsur tefsire müracaat edebildim. Dönebildiğim tefsirleri üç sınıf olarak aktarmak istiyorum.

1- (Cin-27 Tefsiri Sadedinde) Müteferri konulara girmeden, ayetle alakalı (Allah’ın gaybı peygamberine bildirmesi, nüzul sebebi, cin ve şeytanların kulak hırsızlığı, vahye müdahale girişimlerine karşın Resulullah (s.a.v)’ın meleklerle korunması ve bu meleklerin ayetteki Resul kelimesine taallukları… Rivayetleri zikreden tefsirler, İbn-i Kesir, Taberi, İbn-i Atiyye, Begavi vb. Bununla birlikte, mezkûr müfessirlerin keramet ve gayba ittıla konusundaki yaklaşımlarını yine kendi eserlerinden ilerde zikredeceğiz…

2- Keramet bahsine girmeksizin, ayetin tencim ve kehaneti iptal ettiğini belirten tefsirler. Kurtubi, Tevilat, Taberani gibi… Yine bu müfessirlerin, keramet ve gayba ittıla ile alakalı görüşlerini ilerde zikredeceğiz. Bununla birlikte sözünü ettiğimiz âlimler, keramet ve ittıla ile alakalı tek kelime etmemiş olsalar dahi, bu haliyle de Feyzullah ağabey’e reddiye vardır. Zira hiçbir ehlisünnet âlimin şirkle taalluku olan bir meselede susması veya görmezden gelmesi, ilmi adaletine uygun değildir. Nitekim susmamışlar, kehanet ve tencimle alakalı görüşlerini açıklamışlardır. Velilerin, ilham ve keşifle gayba muttali olmaları bu âlimler nazarında itikadi bir problem olsaydı, elbette bunu zikrederlerdi.

3- Ayette keramet ve ittıla için nefiy delaletinin olmadığı, bilakis velilerin (kerametleriyle) gaybtan bazı bilgilere muttali olmalarının mümkün ve caiz olduğunu belirten tefsirler.

Bu bağlamda Alusi (r.a) Ruhu’l Meani tefsirinde “Evliyanın kerametiyle gayba muttali olması sözü ehlisünnetin mezhebidir…’’ dedikten sonra, Allame Taftazani ve Kadı Beydavi’den alıntılar yapar. (Ruh’ul Meani c.19 s.108,109) Kadı Beydavi (r.a) ise tefsirinde şöyle der: “Evliyanın gayba muttali olmaları meleklerle telakki yoluyla olur. Tıpkı ahiret hallerinden Resulullah (s.a.v) vasıtasıyla haberdar olduğumuz gibi.” (Tefsir’ul Beydavi c.2 s.536)

* “Ehlisünnet mezhebinde (Mutezilenin hilafına) evliyanın kerameti haktır. Allah’ın ilham yoluyla velilerini gayba muttali kılarak gelecekten bilgiler vermesi caizdir.” (Hazin Tefsiri cin-27 c.4 s.353)

* Ehlisünnetin görüşü velilerin kerametini ispattır.’’ (Hatip Eş-Şerbini Tefsiri c.4 s.454)

* “Ayette velilerin kerametine nefiy delaleti yoktur. Fakat peygamberlerin gayba muttali olmaları velilerinkinden daha güçlüdür. Çünkü peygamberler noksanlıktan masumdurlar. Peygamberin ismeti vacip, velininki ise caizdir.” (Haşiyet’us-Savi, Cin–27 c.4 s.275)

* İbn-i Adil El-Hanbelî tefsiri El-Lübab’ta Zemahşeri’nin sözünü zikrettikten sonra, ehlisünnetin kerameti ispat ettiğini beyan ederek İbnül Hatib’in Zemahşeri’ye reddiyesini nakleder.(El-Lübab, Cin -27 c.19 s.443)

* “…yahut şöyle deriz: Onlardan (velilerden) hâsıl olan ilim (yakin) değil, zandır.” (İbn-i Arefe Tefsiri Cin- 27 c.4 s.310)

* “Veli bir şeyden haber verdiği zaman, yakin ifade etmez. Ancak feraseti ve rüyasına binaendir. Velinin kerameti Resulullah’ın (s.a.v) mucizesidir’’ (Nesefi Tefsiri c.4 s.336)

* “Ona (Allah’a ) göre gayb yoktur. Fakat o kendi gaybını -yani bütün varlıklara göre mutlak gayb olan ve el-Bâtın isminin ortaya çıktığı yer olan kendi ilmini- kimseye açmaz. Açık ve kesin şekilde göstererek, kesin bir keşifle gaybını kimseye açmaz. Onun için ne cin ne insan ne de başka bir varlık mutlak gaybı yakinen bilemez. Böyle olması izafi gayba dair bazı bilgiler elde edinilmesine aykırı olmayacağı gibi, ilham, keramet veya gizli bazı sebeplerle mutlak gayba dair birtakım şeyler sezinlenebilmesine de aykırı değildir. Bununla birlikte bunların hiç birisi zan ve kuruntudan arınmış tam bir keşif ortaya çıkarma manasında kesin bir ilim olmaz.’’ (Elmalılı Hamdi Cin-27)

* “Ayette keşifle alakalı olarak velilerin kerametini nefiy delaleti yoktur. Keşif mertebelerinden en yüksek gayenin peygamberle has kılınması gayrileri için diğer (alt) mertebelerin hâsıl olmamasını gerektirmez. (Zaten) Kimse de peygamberlerin sarih vahiyle hâsıl olan keşiflerinin kemaliyatından dolayı (velilerin peygamber) seviyesine ulaşacaklarını söylemez.’’ (Ruhu’l Beyan c.10 s.201/ Ebussuud c.9 s.47,48 / El Fütuhat Cin-27 c.8 s.140)

* Velilerin ilhami ilimleri, nebilerin ilminin kuvvetine erişmez. Ay ışığının güneşin ışığına nispeti gibi, burada açıklamak istemediğim çok sırlar var…’’(Garaibu’l Kuran, En-Nisaburi Cin-27c.6 s.375)

* Fahrurrazi Zemahşeri’nin sözünü naklettikten sonra şöyle devam eder: “Vahidi şöyle der -bu ayette yıldızların hayata, ölüme ve benzeri hadiselere işaret ettiğini iddia edenlerin aleyhine delil bulunduğu gibi böyle kimseler Kur’an’daki hükmü de inkâr etmiş olurlar- Bil ki; Vahidi kerameti ve Allahın velilerine gelecekte olacakları ilham yoluyla haber vermesini mümkün görmüştür. Bana göre ayette bunların dedikleri şeylerin hiçbirisine dair herhangi bir delil yoktur. Ayetteki “gaybıma” kelimesi genellik ifade etmez.

Dolayısıyla onun ifade ettiği tek bir şeyle amel etmek kâfidir. Biz de bunu kıyamet vaktine hamlediyoruz. Böylece bu ayette kastedilen, Allahın işte bu gaybı kimseye bildirmeyeceği olmuş olur. Dolayısıyla ayette Allah’ın gayblarından hiçbirisini hiç kimseye bildirmeyeceğine dair bir delalet kalmaz.’’ (Tefsiri Kebir, Cin -27c.10 s.678)

Razi (r.a) kerametle birlikte kâhin ve yıldız bilimcilerin de bazı gaybi bilgilere ulaşabildiklerini örneklerini de vererek kaydeder.

Kâhinlerin, çoğu kere yanılmaları isabet ettiklerini boşa çıkarmaz diyerek, bazı müfessirlere nispeten farklı bir duruş sergiler. Tabi buradan Razi’nin kâhinliğe cevaz verdiği manası çıkmaz. Zira Razi, bu yolla bilgiye ulaşılabilmenin mümkün olduğunu ve ayetin bunun aksine bir mana taşımadığını izaha çalışır. Bu; kehanetin meşruluğunu iddia eder manası taşımaz. Zira müfessirlerden birçoğu bu konuda Razi’yi referans göstererek ondan nakil yaparlar.

NOT: Detaylı bilgiler için bkz. Haşiye’tüş-şihab c.9 s.302, Hatip eş-Şerbini c.4 s.454, Haşiyetu’l Konevî c.19 s.365,366,367, Haşiye’tu ibni temcid c.19 s.365,366,367, Ettefsir’ul Mazhari c.7 s.253,254,255,256,257 Tefsir-u Mevahiburrahman c.7 s.416,417, Tefsir u Mehasinu’tte’vil c.9 s.336,337,338, Tefsir Diyau Ette’vil c.4 s.236