Bedir Savaşının Nedenleri

Bedir Savaşının Nedenleri

İslami konularda pek fazla bilgisi olmadığı yazısının üslubundan ve kaynak vermeyişinden belli olan bir kişinin kendi mantık çerçevesinde yazdığı yazı ve iddiaları aşağıdadır. Bizde onun üslubunda ve usulüne uygun cevap verdik belki anlarlar.

1-”Müslümanlar ile Mekke müşrikleri arasındaki ilk savaş olan Bedir Savaşı, Şam’ dan dönmekte olan bir Mekke ticaret kervanını yağmalamak isteyen Müslümanların yaklaşık 300 kişilik bir askeri birliği bu iş için Medine’ den yola çıkarması ile başlamıştır.”

1.1- Bedir kasabası Medine’nin 120 km. kadar güneybatısında ve Kızıl Deniz sahiline 20 km. uzaklıktadır. Bedir, Mekke’den gelip Medine’den geçerek Suriye’ye kadar uzanan yol üzerinde olup, Mekke-Medine arasındaki konak yerlerinden biri idi. Müslümanları Bedir’e sevk eden şey, Mekkelilerin zenginlerinin bu kervana katkıda bulunmaları elde edilecek kârla Medine’de Devlet kuran Müslümanlara karşı saldırmalarını önlemekti.
Hicretten önce Abdullah b. Übey b. Selül adındaki kabile reisi Medine’de taç giyip kral olmak üzere idi. Fakat akrabalarının ve destekçilerinin büyük bir kısmı müslüman olup Hz. Peygamber’i (s.a.s.) şehirlerine davet edince, artık burada bir Arap devleti değil İslâm devleti kurulmuştu. Bunu bir türlü içine sindiremeyen Abdullah b. Übey, etrafındaki bazı adamlarıyla birlikte İslâm’a girdiklerini söylemişlerse de asla içten iman etmemiş, münafıklıklığı tercih etmişlerdi. Bu durumu fırsat bilen Mekkeli müşrikler, eski dostları olan İbn Übey’e bir mektup yazarak: “Siz bizimkileri barındırdınız. Ya siz Muhammed’i öldürür veya yurdunuzdan çıkarırsınız yahut biz hepimiz toptan gelip üzerinize saldırır erkeklerinizi öldürür kadınlarınızı esir alırız.” diyerek gözdağı verip, tehdit etmişlerdi. Ayrıca Mekkeli müşrikler defalarca müslümanları tehdit edip, onlara Medine yakınlarına kadar gönderdikleri çapulcu birlikleri eliyle zararlar vermişlerdir.

1.2-”Yaklaşık 300 kişilik bir askeri birlik” değil, hatta isimleri bile tespit edilmiş olan 313 kişilik askeri birliktir.

2-”Haberi alan Mekke müşrikleri de askeri bir birlik hazırlayıp kervanlarını savunmak istemiştir.”
2.1- Mekkeli müşriklerin finanse ettiği kervanın reisi Ebu Süfyan, müslümanların  üzerine geldiğini haber alıp Bedir’den epeyce uzaklaşmış, bir hayli yol almıştı. Tehlikenin kalktığından emin olunca, Kays bin İmrü’l-Kays ismindeki adamını Kureyş’e gönderip; “Ey Kureyşliler! Siz kervanınızı, adamlarınızı ve mallarınızı muhafaza etmek için Mekke’den yola çıkmıştınız. Biz tehlikeden kurtulduk. Artık geri dönünüz!..” dedi. Ayrıca; “Müslümanlarla çarpışmak üzere Medine’ye gitmekten sakının!” diye tavsiyede bulundu.
Kays, müşrik ordusuna haberi getirdiğinde, Ebu Cehil; “Yemin ederim ki, Bedir’e varıp üç gün üç gece şenlik yapıp, develer boğazlar, şarab içeriz. Etraftaki kabileler bizi seyrederek, halimize imrenirler ve hiç kimseden korkmadığımızı görürler. Bundan sonra, heybetimizden, kimse bize saldırmaya cesaret edemez. Ey yenilmez Kureyş ordusu! Yürüyün…” dedi.

Eğer Mekkeliler mallarını koruma derdindeyse Kervanın emniyette olduğunu öğrenmelerine rağmen niye Bedir’e müslümanlarla savaşmaya gittiler? Cevabı gayet açık, Sayı ve silah üstünlüklerine güvenerek müslümanları ortadan kaldırabileceklerini sandılar.

3-”İki birlik Mekke ve Medine arasındaki Bedir denilen bir bölgede savaşa tutuşmuş ve müslümanlar galip gelmiştir. Yaklaşık 70 Mekkeli müşrik bu savaşta öldürülmüş ve Muhammed’in emriyle hepsinin cesedi bölgedeki bir kuyuya balık istifi atılmıştır.”

3.1-313 kişilik İslam ordusuna karşı Mekkeli putperestler 100 atlı, 700 develi, geri kalanı yaya olmak üzere 950 kişiydi yani yazar ifade etmek istemese de  Mekke’li müşrikler üç kat fazlaydı ve çoğu zırhlı ve ağır silahlarla donatılmıştı ve müslümanlar galip geldi. Yaklaşık 70 Mekkeli müşrik bu savaşta öldürüldü. Müminler ise 14 şehîd verdi. Hz. Peygamber (s.a) birçok Müslüman mücahid yaralı olmasına rağmen Arabistan çölünün kavurucu sıcağında kâfirlerin cesetlerini orada bırakmadı büyük bir çukur kazdırarak oraya gömülmesini emretti. Yazara göre kendilerini öldürmeye gelen düşmanlarının cesetlerini çölün ortasında açıkta bırakması ve Medine’ye dönmesi daha iyi olmuş olabilir o kendi fikridir.

4-”Bu savaşın nedeni Müslümanlara göre Mekke’den göç eden 80–100 civarındaki müslümanın evlerinin ve mallarının Mekkeliler tarafından yağmalanmasıdır.”
4.1-Daha öncede ifade ettiğimiz gibi kervana yönelik bu hareketin asıl nedeni Medine’ye kadar gönderilen çapulcu birliklerin müslümanlara zarar vermesine bir misilleme, kervan parasıyla da silah, kiralık asker ve gerekli teçhizat alarak Müslümanları imha harekâtına geçmelerini önlemektir. Medineye hicret eden müslümanlar zaten Mekke’de mallarını gözden çıkararak hicret etmişlerdi.
4.2-Ayrıca 80–100 civarında evin yağmalanması diyerek geçiştirilen eylemlerde sadece mala yönelik yağmalamalar değildi.  80 ev kabul edilse bile yaklaşık 4’er nüfustan 320 kişilik bir topluluğun zarar görmesi söz konusudur. Öldürülen kafir olunca kıyamet koparanlar, nedense müslümanlar öldürülünce hümanist düşüncelerden hemen vazgeçiveriyorlar.

5-”Oysa bu gerekçeler aşağıdaki nedenlerden dolayı kabul edilemez:
Mekke’ den hicret eden müslümanlar, İslami kaynakların da özellikle belirttiği gibi fakir insanlardan oluşmaktadır. İçlerinden Ebubekir haricindekilerin önemli bir mal varlığı yoktur. Bu nedenle Mekke’ de yağmalanacak önemli bir mal varlığından bahsedilemez.”
5.1-Yazının başından sonuna kadar hiçbir İslami kaynaktan söz edilmezken yazarın burada birden İslami kaynaklardan söz etmesi ama o İslami kaynakların adını vermemesi ilginçliklerden birisidir. Acaba yazar için önemli malın ölçüsü nedir? Fakir bir kişinin bir kilimi bile kendisi için değerlidir ve onu vermemek için gerekirse kavga eder.
5.2-Muhacirlerin hepsi fakir değildi, Hz. Ebubekir, Hz. Osman, Hz. Ömer, Abdurrahman bin Avf…gibi  oldukça fazla malvarlığına sahip ve bunu İslam ve müslümanlar için harcamış sahabiler vardı.

6- “Göç eden müslümanların evini yağmalamaktan dolayı bütün Mekke halkı sorumlu tutulamaz. Adil yargı prensibine göre sadece yağmaya karışanların cezalandırılması gerekirdi. Oysa Mekke ticaret konvoyu yağmalanmak istenmiş, bu ise Muhammedin bir ayrım yapmadığını göstermiştir.”
6.1-Kervanda bütün Mekke halkının malı yoktu, Mekke aristokrasisinin savaş çıkarma kararı alması üzerine, savaş hazırlıkları için çıkarılmış bir kervandı yani zenginlerin mallarını taşıyan bir kervandı. Ayrıca 950 kişilik bir ordu çıkarmış olan Mekke’nin o zaman ki nüfusu göz önüne alınırsa ailelerden savaşa katılmayan kalmamıştır. Burada yazar yukarıda yazdığı “…İslami kaynakların da özellikle belirttiği gibi fakir insanlardan oluşmaktadır” ve “Göç eden müslümanların evini yağmalamaktan dolayı bütün Mekke halkı sorumlu tutulamaz” diyerek kendi kendine ters düşmüştür.

7- “Bu nedenlerden dolayı İslamcıların Bedir Savaşının kökenindeki müslüman saldırganlığını örtme amacıyla gösterdikleri bahaneler gerçekçi değildir. Asıl neden Mekke’den Medine’ye göçe eden Müslümanların geçim sıkıntısına düşmesidir.”

7.1-Anlaşılan yazar, Cahiliye Mekke toplumunun ne kadar savaşçı bir toplum olduğundan, İbrahim (a.s.) zamanında konulan bir hüküm olan savaşılması yasak olan dört aydan ve arapların savaşmak için bunları nasıl değiştirdiğinden bihaber ki “müslüman saldırganlı”ğından bahsetmektedir. Eğer biraz arap kaynaklarını araştırsaydı onların edebiyatının savaş, kahramanlık ve cömertlik üzerine kurulu olduğunu görür, gerçek saldırganların Mekkelilerin  olduğunu anlardı. Medine’ye göçen Mekkeli müslümanların ne ekecek verimli tarlaları ne de geniş gelir getirecek arazileri vardı ama kafirlerin anlamakta zorluk çektikleri ve kıyamete kadar da anlayamayacakları bir İslam kardeşliği vardı.
Eğer Hz. Peygamber’in gayesi ganimet ele geçirmek olsaydı bunu Medine’de yaşayan ve çok zengin olan ayrıca savaş konusunda da Mekkeliler kadar tecrübeli olmayan Yahudilerden başlaması daha mantıklı olurdu. Medine’de en verimli topraklarda yaşayan ve karlı işleri yapan onlardı.

8-”Her ne kadar Medineli müslümanlar onlara bir miktar yardım ediyorduysa da bu Muhammedin amacına ulaşması için yeterli bir maddi yardım değil idi, ancak karınları doyuyordu. Medine’de zor durumda idiler çünkü yeterli toprakları yoktu. Müslümanların büyük çoğunluğu fakirlerden oluşuyordu.”
8.1-Hz. Peygamber Muhacirlerle Ensar’ı kardeş ilan etmişti. Bu dünya tarihinin görmediği bir kardeşlikti. Medineli ensar mallarının yarısını Mekkeli muhacire verdi. Mütevazı bir hayat yaşayan ve bunu tavsiye eden Hz. Peygamber için ve müslümanlar için bu yeterliydi. Çünkü peygamberin risaletten önceki hayatı nasıl idiyse ölmeden önce ki yaşantısı da öyleydi.

Sonuç: Ne Bedir ne Uhud ne de Hendek savaşı saldırı amaçlı savaşlar değildi.