Bana Günah Etmediğin Bir Ağızla Duâ Et!

Bana Günah Etmediğin Bir Ağızla Duâ Et!

Cenâb-ı Hakk’ın Mûsâ(a.s)’a: “Bana günah etmediğin bir ağızla duâ et!” diye buyurması

Cenâb-ı Hak; “Ey Mûsâ! Bana günah etmediğin, kötü söz söylemediğin bir ağızla duâ et, sığın!” diye buyurdu.
Hz. Mûsâ; “Benim öyle ağzım yok” dedi Hakk da buyurdu ki: “Öyle ise bize başkalarının ağzı ile duâ et!
Sen, bana başka birisinin ağzı ile yâni, başkasının ağzından “Allah’ım!” diye yalvar, duâ et! Çünkü sen, başkasının ağzı ile günah etmediğin için o ağız temizdir, günahsızdır.
Öyle hareket et ki, başkalarının ağzı gece gündüz sana duâ etsin.
Sen, başka birinin ağzı ile kötü söz söylemediğin, günaha girmediğin için o başka özür dileyen ve duâ eden ağız yok mu, işte o ağız senin için günah etmediğin bir ağızdır.” (27)
Yâhut da kendi ağzını günahtan, kötü sözlerden arıt, temizle; rûhunu günah yükünden kurtar, çevik hâle getir.
Allah’ı zikretmek, tertemiz bir hâldir. O tertemiz hâl gelince, temizlik erişince; pis hâl, pislik yükünü toplar, dengini bağlar, dışarı çıkar gider.
Zıtlar zıtlardan kaçar. Nasıl ki güneş doğunca ece dayanamaz, kaçar gider!
Allah’ın tertemiz adı, ağza gelince, yani zikir başlayınca, ne pislik kalır, ne de gam ve keder.
27- Peygamber Efendimiz: “Günah işlemediğiniz dillerle duâ ediniz!” diye buyurmuştur. Ashâb; “Bize böyle diller lütfet , ey Allah’ın Resulü!” demişler. Peygamberimiz de buyurmuş ki: “ Bazınız bazınıza duâ etsin, Çünkü sen, onun dil ile kötü söz söylemedin; o da senin dilin ile günâha girmedi” buyurmuştur. Kişinin yanında bulunmayan mümin kardeşine duâ etmesi, Allah’ın makbûlü olur, başucunda bu işe memur edilmiş melek o kardeşine duâ ettikçe; ”Amin!” der. “Sana da duâ ettiğin gibi olsun!” ve “Kardeşin kardeşe gıyabında duâsı, reddedilmez!” ve “İki duâ vardır ki, reddedilmez; o duâ edenlerle Allah arasında bir perde yoktur: Biri, zulüm gören kişinin duâsı, öbürü de müminin kardeşine gıyabında ettiği duâ” hadîsleri bu beyitlerin anlaşılmasına yardımcı olurlar.