Allah'ı Ne Kadar Seviyoruz

Allah’ı Ne Kadar Seviyoruz

Bismillahirrahmanirrahim

قُلْ إِن كُنتُمْ تُحِبُّونَ اللّهَ فَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللّهُ

Kul in kuntum tuhibbûnallâhe fettebiûnî yuhbibkumullâh

“De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin.”

| Kur’an-ı Kerim; Âl-i ımrân Sûresi, 1. Ayet Meali

Bu ayet-i kerimeyi Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’e koymuş. Ne diyor? Ne anlatıyor? Hani biz çok kahramanız ya (!) Allah Resûlü’ne (sallallahu aleyhi ve sellem) bir söz edilse her türlü yürürüz (!). Ama biz her türlü yürürken bile Allah Resûlü gibi yürümüyoruz.

Hadis-i Şerif’te buyruluyor:

“ İnsanların en hayırlısı görüldüğü zaman Allah’ı hatırlatandır.”

Yani baktığınız zaman Allah’ı hatırlatacak. Etrafımızda görüyoruz. Adam arkadaşını görüyor; “Ne oldu Beşiktaş’ın maçı?”.. Bakın Beşiktaş’ı hatırlattı ona. Arkadaşlarınız, aileniz, akrabalarınız sizi gördüğü zaman neyi hatırlıyorlar? Ne halde olduğumuza bir bakalım..

Bu âyet-i azîmesi, ittibâ-ı sünnet (yani bir sünnete uymak, Allah Resûlü’nün (sallallahu aleyhi ve sellem) yapmış olduğu bir şeyi yapmak) ne kadar mühim ve lâzım olduğunu pek kat’î bir surette ilân ediyor. (Bu ayette Allah, o göndermiş olduğu Peygamberin yapmış ve yaşamış olduğu gibi yaşamanın ne kadar ehemmiyetli olduğunu bu ayet-i kerimede anlatıyor) Evet, şu âyet-i kerime, kıyâsât-ı mantıkıye içinde (mantık içerisinde), kıyas-ı istisnâî kısmının en kuvvetli ve kat’î bir kıyasıdır. şöyle ki:

Nasıl mantıkça kıyas-ı istisnâî misali olarak deniliyor: “Eğer güneş çıksa gündüz olacak.” Müsbet netice için denilir: “Güneş çıktı. Öyleyse netice veriyor ki, şimdi gündüzdür.” Menfi netice için deniliyor: “Gündüz yok. Öyleyse netice veriyor ki, güneş çıkmamış.” Mantıkça, bu müsbet ve menfi iki netice kat’îdirler.

Bunun başka bir sonucu yoktur değil mi? Ya güneş var, öyleyse gündüzdür. Ya güneş yok, öyleyse gecedir. Çok net değil mi?

Aynen böyle de, şu âyet-i kerime der ki: Eğer Allah’a muhabbetiniz (sevginiz) varsa, (neticelendirip deriz ki; “Evet seviyoruz Allah’ım) Habibullaha ittibâ edilecek. İttibâ edilmezse (Allah Resûlü gibi bir hayat yaşanmazsa), netice veriyor ki, Allah’a muhabbetiniz yoktur.

Belki aranızda beş vakit namazını kılmayan da vardır. Hangi sevgiden bahsediyorsunuz o hâlde? Bakın Kur’an’da söylüyor; “Eğer Allah’a muhabbetiniz varsa, Resûlü’ne uyacaksınız.” Ki Allah Resûlü’nün ilk ittiba edilmesini istediği şey Namazdır. Çünkü kainatta en büyük hakikat imandır. Ve imandan sonra namazdır. Ve namaz kılmayan İslâm’da haindir. Hainin hükmü de merduttur. Dinden kovulur. Hâlâ namaz kılmayanlar Allah’a bir sevgileri olduğundan bahsediyorlar mı? Aman kardeşim, şeytan aldatmasın. Allah sevgisinin kelimeyle ifade edilecek bir anlam olmadığını bu ayet-i kerime ifade ediyor. Amel ile ispatlanacak bir hadisedir sevgi. Peki namazı kılmayan müslümanın ne sevgisi olacak?

Peki biz Allah Resûlü’nü tanıyor muyuz? Biliyor muyuz; nasıl oturur, nasıl yemek yer, nasıl ibadet eder, nasıl ticaret yapar, nasıl ailesiyle konuşur, arkadaşlarıyla nasıl sohbet yapar, biliyor muyuz?! Hayatımızda bakıldığı zaman; ‘Bak görüyor musun? Aynı Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) gibi yürüyor.’ diyorlar mı sizin için? ‘Bak şuna aynı Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) gibi namaz kılıyor.’ diyorlar mı? Demiyorlar değil mi.. Çünkü; bizim örf adetlerimiz Allah Resûlü’nün önüne geçmiş.

Saçma sapan dizilerle, adam akşama kadar insan öldürüyor. Gençlere bunları aşılıyorlar. Adam öldürmek 7 büyük günah içerisindedir. Böyle bir şey İslâm’da yok! Yürüyorsan Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) gibi yürü. O nasıl yürüyordu? Başı eğik. Kimseye kibir yapmıyor. Dizilerde adam yürüyüşüyle sanki dünyayı ben yarattım diyor. Allah, böylelerini cehenneme sokacağım diyor. Sen de cehenneme girenlerin arkasından gidiyorsun. Kimin arkasından, kimin peşinden gidiyorsunuz? Kıyafetiniz kimin kıyafeti? Ağzınızdan çıkan cümleler kimin cümleleri? Kendimizi kandırmayalım.

Nefsimize diyelim; “Duy bunları, bunlar senin yapmadığın şeyler. Senin hayatına geçiremediğin şeyler.” Şeytan ordan ‘Bu kim böyle konuşup duruyor?’ diyordur. Bak burada ayet-i kerime var. Burada bir hakikat var.

Şu Âyet diyor ki:

“Allah’a (celle celâluhu) îmanınız varsa, elbette Allah’ı seveceksiniz.

Madem Allah’ı seversiniz, öyleyse Allah’ın sevdiği tarzı yapacaksınız.

(O’nun istediği gibi yaşayacaksınız imanınız varsa. Yoksa zaten O’nun istediği gibi yaşamayarak O’na sevgimizin olmadığını ilân ediyoruz.)

Ve o sevdiği tarz ise, Allah’ın sevdiği zata benzemelisiniz.

Ona benzemek ise, ona ittiba etmektir.

Ne vakit ona ittiba etseniz, Allah da sizi sevecek.

Zaten siz Allah’ı seversiniz, tâ ki Allah da sizi sevsin.