Soru:
Bazıları Allah evrende her şeyi yarattı ve ondan sonra kıyamete kadar ne olursa olsun evrene müdahala etmeyecek ve hesabını mahşerde görecek diyorlar bu doğru mu?

Cevap:
Güneşin ışıklarını gösteren bir ayna bu ışıkları sürekli göstermesi için her an güneşin ışığına, ısısına ve renklerine muhtaçtır. Güneş ışıklarını keser kesmez aynanın kendisi karanlığa gömülecektir. Bunun gibi Allah, bizde ve kainatta tecelli eden isimlerini çekse kainat yok olacaktır. Bu nedenle her şey her anında Ona muhtaçtır.

Allah’ın yarattığı kanunlar kendi kendine iş yapmıyor. O kanunları yaratan ve idare eden Allah, isterse ve hikmeti iktiza ederse kendi kanununu bizzat kendisi bazı kulları hakkında yaratmaz. Örneğin ateşin yakma kanunu vardır. Ama yakan ateş değildir, Allah’tır. Bu kanunu yaratan Allah’tır. Bu kanunu İbrahim Aleyhisselam hakkında gerçekleştirmemiştir. İş gören kanunlar değil Allah’tır. Bu açıdan kanunlara aykırı hareket etme diye bir soru mantıksız olur. Allah kanunlara aykırı hareket etmemiştir. Tam tersine Allah kendi koyduğu kanunlarını istediği gibi yaratır demek gerekir.

Kainatın bir saat gibi kurulup devam ettiğini ve Allah’ın haşa bu işi bıraktığını söylemek hem nakle hem de akla aykırııdr. Çünkü:

Her şey her anında Ona muhtaçtır. Kuranda bir çok yerde Allah Kayyum, Faal, Kadir, olduğunu ifade eder. Bu nedenle Kayyumiyetini bir an çekse kainat yok olur:

Allah, O’ndan başka tanrı yoktur; O, hayydir, kayyûmdur. Kendisine ne uyku gelir ne de uyuklama. Göklerde ve yerdekilerin hepsi O’nundur. İzni olmadan O’nun katında kim şefaat edebilir? O, kullarının yaptıklarını ve yapacaklarını bilir. (O’na hiçbir şey gizli kalmaz.) O’nun bildirdiklerinin dışında insanlar O’nun ilminden hiçbir şeyi tam olarak bilemezler. O’nun kürsüsü gökleri ve yeri içine alır, onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez. O, yücedir, büyüktür. (Bakara, 255)

Allah’ın bütün isinmleri her an tecelli ediyor.

O her şeyi kendi bekâsı ile bâki kılar…
Kayyumiyet sıfatı ile kâim kılar…

Hayatı ile ona hayat verir…

Kudreti ile onu kudrete erdirir…

İrâdesi ile onu dilek sahibi eyler…

Kelâmı ile konuşturur.

Bu nedenle Allah isimlerinden birini örneğin Mukaddir ismini çekse hiç bir şeyde şekil, ölçü ve denge kalmaz. Bunun gibi her şey her anında Ona muhtaçtır.

Allah’ın bütün güzel isimleri, ilâhî sıfatlardan birine dayanır. Meselâ, Alîm ismi sıfat-ı sübutiyeden ‘İlim’ sıfatına, ‘Kadîr’ ismi ‘Kudret’ sıfatına, ‘Mütekellim’ ismi ‘Kelam’ sıfatına dayanır.

Keza, Evvel ismi, sıfat-ı selbiyeden ‘Kıdem’ sıfatına, ‘Âhir’ ismi, ‘Beka’ sıfatına dayanır.

Bazı İslâmî kaynaklarda ilâhî isimlerden, sıfat diye söz edildiği görülür. Meselâ, ‘Kerîm’, Allah’ın bir ismidir. Aynı zamanda Allah’ı kerem sahibi olarak vasıflandırması cihetiyle de sıfat vazifesi görür. ‘Kerîm Allah’ dediğimiz zaman Kerîm ismini sıfat makamında kullanmış oluruz.

Allah’ı hangi isimle yâd edersek edelim, o isim aynı zamanda Allah’ın bir vasfını, bir kemâlini, bir cemâlini, yahut ahlâk-ı ilâhiyyesinden birini ifade etmekle sıfat vazifesi görür.

İlâhî isimlerden çoğu fiilî sıfatlara dayanırlar. Hâlık ismi, yaratma fiiline; Muhyî ismi, ihya (hayatlandırma) fiiline; Musavvir ismi, sûret verme fiiline; Mümit (ölümü verici) ismi, imâte (ölümü verme) fiiline dayanır.