Allah

Allah

Allah : O’nun zat ve özel ismidir. Diğer isimler fiilleri, sıfatları ve tecellileri ile ilgilidir.

Cenab-ı Hak buyuruyor:
“İsimlerin en güzeli Allah’ındır. Öyleyse O’na bunlarla dua edin.” (Araf,180)

Kur’an’daki Esma’ül Hüsna’dan ilk inen isimdir. Çünkü ilk inen ayet besmeledir. Allah’ın doksan dokuz isminin en büyüğüdür.Hz. Ebu Hüreyre (r.a) anlatıyor:

Resulullah (sav) buyurdular ki: “Allah’ın doksan dokuz ismi vardır. Kim ezberlerse cennete girer. Allah tektir, teki sever.”

Esmâ’ül Hüsna’nın bütün anlamını içinde toplar. Yüce Yaratıcı’nın diğer bütün isimlerini kapsar. Bu yüzden el-Esmau’l-hüsna olarak bilinen bütün isim ve sıfatlar bu ada yandırılır. Bu nedenle “Rahman, Rahim, Aziz, Gaffar, Kahir Allah’ın adlarındandır deriz. ” Ama Allah, Rahman’ın adlarındandır” demeyiz..

Allah isimi Kur’an’da 2697 yerde geçmektedir.

Allah’ın güzel isimleri vardır. En güzel isimler O’nundur. Gerçi Allah zatında birdir ve zatının ismi Allah’dır. Fakat sayı olan bir gibi eşi ve benzeri bulunabilecek şekilde bir birlikle değil, eşi ve benzeri bulunmayan üstün bir birlikle birdir. Zatında yalnızca vahid değil, birdir: İlâhî hitapta yer alan “Biz, şehadet ettik, yarattık.” gibi çoğul kiplerindeki azamet ve ihtişam, işte ilâhî sıfat ve isimlerin bir araya gelmesinden doğan azamet ve yüceliği dile getirir ki, Allah yüce ismi, bütün bu sıfat ve isimlerin hepsini içine alan bir yüce isimdir. Allah ismi, Allah’ın kendisi gibi, eşi ve benzeri olmayan bir isimdir. Sıfat ve isimlerin çokluğu, zatın çokluğunu gerektirmeyeceğinden o isim ve sıfatların her biri Allah’ın eşsiz özelliklerinden birine delalet eder. Âdem’e öğretilen de isimlerin en güzelleridir.En güzel isimler Allah’a mahsustur. Öyleyse ey müminler, O’na o isimlerle dua ediniz, O’nu onlarla çağırınız veya O’nu bu güzel isimlerle adlandırıp anınız. Ve O’nun isimlerinde yamukluk edenleri terk ediniz.

Tenbih : Kul, Allah’a bütün kalbiyle bağlanmalıdır. Gözü O’ndan başkasını görmemeli, O’ndan başkasına iltifat eylememeli, O’ndan başka hiç kimseden bir dilekte bulunmamalı, O’ndan başkasından korkmamalıdır.

İhlasla “Yâ Allah” diye bir müslüman bu isme devam etse, duası kabul olunur. Şeytanın şerrinden emin olur. Mutluluğa erişir. Duası kabul olur. Rızkı genişler ve Allah’ın izniyle şifa bulur.

Ebced değeri: 66’dır.


 

 

Diğer Bölüm…

O’nun (CC) zat ve özel ismidir. Diğer isimler fiilleri, sıfatları ve tecellileri ile ilgilidir.

Allah (CC) isimi Kur’an-ı Kerim’de 2697 yerde geçmektedir. Kainatın ve kainatta bulunan tüm varlıkların yaratıcısı, koruyucusu olan tek varlık, ibadet edilmeye layık tek Rab, Mevla, Hüda’nın (CC) özel ismi. En yüce varlık, bütün kemal sıfatları şahsında bulunduran ve her türlü noksan sıfatlardan uzak olan gerçek mabut. Varlığı zorunlu olan tek yaratıcının özel ismi. Bu isimle çağrılan bir başka varlık olmamıştır, olmayacaktır da.

“Sevdiklerimize bilgimizin, kültürümüzün, geleneğimizin, dilimizin geliştirdiği en güzel kelimelerle hitap ederiz. Sevgilim, canım, ciğerim, servi boylum, ahu gözlüm, sultanım… vs. gibi kelimeler kimliklerini de beraberlerinde taşırlar. Dil bilimi bu kelimelerin hangi çağlardan, hangi dağlardan veya hangi bağlardan akıp, hangi medeniyetlerden süzülerek geldiğini belirler.

Şair: “Güzelliğin neye yarar, şu bendeki göz olmasa” der. Göz görür, gönül sever, akıl da bu işe şaşar kalır. Gören gözü, seven gönülü, sevmeyi ve sevilenleri yaratan ise Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’dir.

Kedinin gözünde bülbül, bir yudumluk ettir. Öküzün gözünde çiçek bir çiğnemlik ottur. İnsanın gözünde ise binlerce şiirin yazılmasına binlerce resmin yapılmasına ilham kaynağıdır. İnsan ve kedi İkiside göze sahiptir ama Allah-ü Teala (CC) Hz.leri bize ayrı bir göz, ayrı bir gönül vermiştir.

Sevgimizi ve sevdiklerimizi yaratan Allah’ımızı (CC9 seviyoruz. Peki ama Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’ni tanıyor muyuz? Biz tanıdıklarımızı duyma, görme, tatma, koklama, dokunma gibi beş duyumuz, hafızamız ve genlerimizdeki programa göre tanırız.

Uzaktaki eşyayı gözümüz görmez. Sesini kulağımız işitmez. Duyu organlarımızın bir sınırı var. Hafızamızın sınırı da ana rahminden öne geçemez, kabirden öteye geçemez. Sınırlı olan sınırsızı kavrayamaz.

Şair: “İdraki uluhiyyetine var mıdır imkan Aklın dahi mahiyyetini bilmiyor insan”[1][1] “Akl”ın ne olduğunu kavrayamayan insan, bu akılla Allah’ın zatını kavramaya çalışıyor. Kavrayamayınca en kolay yolu seçiyor ve inkara yöneliyor.

Dede Korkut:

“Yücelerden yücesin

Kimse bilmez nicesin

Görklü (güzel) Tanrı

Çok cahiller seni gökte arar, yerde ister

Sen hod (kendi) mü’minlerin gönlündesin” der.

Rabbimiz (CC) : “Gözler O’nu (CC) göremez; halbuki O (CC), gözleri görür. O (CC), eşyayı pek iyi bilen, her şeyden haberdar olandır.”[2][2] buyurur. Sevgi gönülde olur. Ancak gönüldeki sevgi görünmez. O görünmeyen sevgiyi, sevgiliye gönderirken yine görünmeyen elçilerle göndeririz. Kelimeler elçilerimizdir.

Mecnun: “Leyla, Leyla” diyerek sevgisini açığa çıkarıyordu. Biz gönlümüzün tamamını Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’ne imanla süsledik. Dilimizi O’nun (CC) güzel isimleriyle süsleyelim. Böyle yaparken sevgimizi Mevla’mıza (CC) bildirmiyoruz. O (CC) zaten biliyor. Biz, Allah-ü Teala’nın güzel isimleriyle zikrederken, cümle aleme güzellikler saçarken, ağzımızı Allah’ımızın (CC) isimleriyle hem tatlandırıyor, hem de en güzel kelimelerle ağzımızı ayarlayarak kötü kelimelere yer vermiyoruz.

“Gül” deyince burnumuza güzel koku gelmez. “Bal” deyince ağzımız tatlanmaz. Gülü koklamalı, balı tatmalı.

Mevlana: “Ey Hu, Hu” diyen ve “Hu” demeye kanaat eden, “Hu” kadehinden içmeyince heva ve hevesten nasıl kurtulursun?”[3][3] diyor.

Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin güzel isimleri bizi Allah’a (CC) götürürse, bizi benliğimizden sıyırır, kir ve pasımızı kazırsa, gülü koklar, balı tadarsak muradımıza ermiş oluruz.

Süleyman Çelebi:

“Bir kez Allah (CC) dese Aşk ile lisa

Dökülür cümle günah mislü hazan”

Allah (CC) Hz.leri’nin isimleri aşk ile söylenirse üzüntü, stres, keder, gam ve günahın döküleceğini söylüyor. Dilinle Allah, Allah, Allah (CC) diyerek zikret. Kalbinle de Allah’ın (CC) yarattıklarını fikret, düşün. Fikirsiz zikirin, zikirsiz fikirin faydası yoktur.

Şeyh-ül İslam Yahya efendi: “Bir alay olsa güzeller hep teveccüh yaredir
Halkı alem birbirine padişahı gösterir” diyor. Yani göz binlerce güzel görse de gönül yare yönelir.
Çünkü yaratılmışların her biri Yaratanı gösterir. Bazılarının günde yüz defa “Avrupa birliği, Avrupa birliği” diye zikrettiği bu günler de, bizde yüz bir defa “Allah, Allah, Allah (CC)” diye zikredelim.

Annenizi, babanızı, eşinizi, dostlarınızı seversiniz ve sevdiğinizi uygun, güzel bir kelime veya cümle ile ifade edersiniz.Bu ifade etme işi yalnız karşı tarafa bildirme işi değildir. Kendi iç dünyamızda besleyip büyüttüğümüz sevginin dilimizde kelimeden çiçekler açması gibidir. Gül ağacı özünde taşıdığı çiçeğini bülbülüne sunamazsa kurur. Tepeden tırnağa kadar bütün hücrelerimizde ve gönlümüzde taşıdığımız Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’ne imanımızın zikir çiçeğini açtıramazsak biz de çöl gibi kurak, ateist-gavur gibi çorak oluruz.

Ot bitmeyen toprak, meyve vermeyen diken gibi oluruz.

Bizim içimizi dışımızı bilen Allah-ü Teala (CC) Hz.leri: “Ey iman edenler, Allah’ı (CC) çokca zikredin”[4][4] buyurur. Peki ama nasıl zikredeceğiz? Şair: “Kaddı yâra kimi ar-ar dedi, kimisi elif/ Cümlenin maksudu bir amma rivayet muhtelif” diyor. Yani sevgilinin boyunu kimileri serviye benzetti, kimileri elife benzetti. Hepsinin sevdiği ve anlattığı aynı ama kelimeleri ayrı. Kelimelerimizin gücü bizim kültürümüzle orantılıdır. “Gözüyün çapağını yiyeyim” diyerek sevdiğini anlatmaya çalışan biri, bir başkasını kusturabilir. Birisi “Minik kuşum” derken, yılan yetiştiricisi de “yılanım” diyebilir.

Onun için Rabbimiz “Size öğrettiği gibi Allah’ı (CC) zikredin”[5][5] buyurmuştur.
”En güzel isimler Allah’a (CC) aittir. O isimlerle Allah’a (CC) dua ediniz”[6][6] buyurur.

“Allah (CC) üçtür” diyen Hıristiyanlar, “Allah (CC) hiçtir”diyen ateist-gavurlar, “Allah (CC) tabiattır” diyen eski dehriyyun, yeni natüralistler hep Allah’ı (CC) tanımada kendi akıllarını esas alıp Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’ne sınır çizmişler ve o sınırın dışına çıkmaya izin vermedikleri bir mahkum haline getirmeye çalışırken kendileri cehenneme mahkum olmuşlar. Batıda Allah’ı (CC) Kiliseye mahkum ettiklerini söyleyenler İslam aleminde de camiye mahkum etmeye çalışıyorlar.

Ama siz “Lâ ilâhe” deki “Lâ” kılıcıyla onların putlarını parçalıyor, denizin leşi dışa attığı gibi kendini ilahlaştırmaya çalışan şahıs, kurum ve kuruluşları gönül denizinizden sürüp çıkarıyor ve “İllallah” kelimei tayyibesiyle gönül denizini tertemiz berrak hale getiriyorsunuz.
”La ilahe illallah” derken bir çok ilah var da onları reddetmiyorsunuz. Onlar zaten yoktu. Ancak kendini ilah zanneden “Allah’ın (CC) dediği değil, benim dediğim olur” diyen Firavunlaşmış insanlar var. Sen onlara “delilik yapma, Allah’tan (CC) başka Yaratan, Yaşatan ve Yöneten yoktur” diyorsun. Haydin sizde günde yüz defa “Lâ  lâhe illallah” demeye başlayıverin.

Güneş yedi renkten meydana gelir. Tek renk halinde görünür. Ama tabiatta milyonlarca renk cümbüşüne dönüşür.

“Allah” ismi bütün Esmaül-Hüsna’sının manasını kendinde toplayan bir isimdir. Altı milyar insan, Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’ne inanır. Ancak Allah’ın isimleri, sıfatları ve fiillerinde herkes kendi ufku kadar Allah’a (CC)sınır çizer.

Biz ise aklımızla Allah-ü Teala’ya (CC)  sınır çizmek, tarif etmek yerine Rabbimiz Kur’anın’da kendini bize nasıl tarif etmişse biz öyle inanırız. Bizim imanımızın daha sağlam olduğunu söylememiz bundan kaynaklanmaktadır.

“Rahmân, Rahîm, Ğaffâr, Kahhâr isimleri Allah’ın (CC) güzel isimlerindendir” diyoruz da “Allah (CC) ismi, Rahmân’ın (CC) isimlerindendir” demiyoruz. Bu da gösteriyor ki bütün güzel isimlerin ma’nası “Allah” (CC) ismi içinde toplanmıştır. Onun için K. Kerim’de 2697 defa Allah (CC) ismi tekrarlanmıştır. Diğerleri bir veya birkaç defa tekrarlanmışlar.
Kelam sıfatının “Kün” = “ol” emriyle kainat yaratılmıştır. Esmaül-Hüsna’sıyla varlığa tecelli etmiştir. Güneşin aynada göründüğü gibi tecelli etmiştir.

İmam-ı Ali (KV) Hz.leri: “Nereye baksam Allah’ın (CC) san’atını, kudretini, ilmini görürüm” diyor.

Rabbimiz: “Allah’ın (CC) nimetlerini hatırlayın ve yeryüzünde karışıklık çıkararak bozgunculuk yapmayın”[7] buyurur.

Bir haftalık çocuğunuzu nasıl dikkat ederek, hiçbir tarafını incitmeden severseniz, çiçekli bir bahçede dolaşırken çiçekleri ezmeden gezerseniz, yeryüzünü dolaşırken de “bu dağlar, bu taşlar, bu kuşlar, bu denizler, bu yıldızlar, bu çiçekler, bu böcekler Allah’ındır (CC)” diyerek dikkat edeceksiniz. Sevdiklerinizin çocuklarını, çiçeklerini korursunuz. Rabbiniz (CC) ise size bütün sevdiklerinizi yaratandır. Kainat dediğimiz “evren” Rabbimizin (CC) mülküdür. Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’ne iman eden, O’nun (CC) mülkünü korur. Şirkle, isyanla, inkarla, israfla o mülkü kirletmez.

Yunus’un (RA): “Sordum sarı çiçeğe” ilahisinde söylediği çiçeklerin “Allah (CC)” diyerek açtığını, derelerin “Allah (CC)” diyerek aktığını, rüzgarların “Allah (CC)” diyerek estiğini düşünen insan, havayı kokuşturamaz, dereyi kirletemez.

İşte Rabbimizin (CC) Kur’anın’da birinci derecede iman üzerinde durması bundandır. Günümüzde paraya tapanlar, para putunu kasasında tutmak için “İktisad” adı altında sanayii artıklarını temizlemeye yanaşmayıp, para putunu çevreyi korumak için harcayamadığından denizdeki balıkları, havadaki kuşları, dağlardaki ağaçları kuruttular.
Halk uyanmadan kendileri ucuz paralarla “çevreci dernekleri” kurdurup halkın gözlerini başka yerlere çekmeye çalışıyorlar. Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’ne iman eden herkes Allah-ü Teala’nın (CC) mülkünü korumakla görevlidir. Allah’ımız (CC) yalnız Müslümanların Allah’ı (CC) değildir. Bütün alemlerin Rabbidir (CC).

Her gün namazımızda kırk defa bunu tekrarlıyoruz. Evrensel dinin mü’minleriyiz. Alemlere rahmet olan peygamberin rahmet ümmetiyiz. Avrupa birliğindekiler, Amerikadakiler, Afrika, Japonya ve tüm dünyadakiler, aynı güneşte ısınırlar, aynı Allah’ın (CC) kullarıdırlar. Hz. Adem’in (CC)çocuklarıdırlar.

Hz. Resul-i Zişan (SAV) Efendimiz: “Allah yeryüzünü bana dürdü/topladı, doğusunu da, batısını da gördüm. Bana dürülen o yerlere, yeryüzünün doğusuna da, batısına da ümmetim sahip olacaktır” buyurmuştur.[8][8]

Her insan, doğduğu gün, Alemlerin Rabbi olan Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin emriyle dünya alemine teşrif etmektedir. Doğduğu günden ölümüne kadar insanoğlu, her an Cenab-ı Allah (CC) Hz.leri’nin mülkünde yaşamakta, dilediği gibi gezip tozmaktadır. Bu kadar nimetin, sağlık, sıhhat ve afiyetin elbette bir bedeli vardır. O da, Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’ne kulluk yapmak, O’nu (CC) tek bilmek, daima O’na (CC) hamd-ü sena etmek ve nimetleri için O’na şükretmek, O’nu alabildiğine zikremektir. Gereğini yapalım o zaman.

Alemlerin Rabbi Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’ne hamd, alemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed (SAV) Efendimiz’e, O’nun (SAV) Aline (RA), Ezvacına (RA), Ehl-i Beyti’ne (RA), Ashabına (RA) ve O’na (CC) iman edenlere Selat-u Selam olsun..

Dua: Allah’ım (CC)! Sensin alemlerin Rabbi (CC)! Rahmân ve Rahîm (CC) … Kıyamet gününün sahibi … Kalplerin içini bilen Rabbim (CC)! Sana inandım, sana güvendim… İman kılıncımı kuşandım, ibadet zırhımı giyindim… Bizleri sana kullukta daim kıl Allah’ım (CC)! (AMİN)

Kula gerekenler:
Olgun bir kul olmak, Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’ne tazim, hürmet göstermek, bedenen ibadet yapmak ve kalben tavekkül etmektir.

İsm-i Şerif’in Faideleri:
İmam-ı Gazali (RA) Hz.leri’ne göre Cuma günü bin kere “Yâ Allah” diyenler evliyalar zümresine dahil olur. Cuma namazından önce yüz kere “Ya Allah” dese, istediği olur.
Her gün 1000 defa “Yâ Allah” dese ilmelyakin kalbi selime erişir. Bir hastaya ikiyüz kere okuyunca eceli gelmedikçe şifa bulur.
İhlasla “Yâ Allah” diye bir müslüman bu isme devam etse, duası kabul olunur. Şeytanın şerrinden emin olur. Mutluluğa erişir. Rızkı genişler ve Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin izniyle hastalıklarına şifa bulur.
İhlasla “Yâ Allah” diye bir müslüman bu isme devam etse, duası kabul olunur. Şeytanın şerrinden emin olur. Mutluluğa erişir. Rızkı genişler ve Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin izniyle hastalıklarına şifa bulur.
5 vakit namazdan sonra 66 kere ‘Ya Allah (CC)’ zikrine devam edenin kalbinde ‘hikmet ve ilim pınarları’ kaynamaya başlar. Türlü türlü tecellilere mazhar olur.
Cuma namazından önce 1001 kere ‘Ya Allah (CC)’ lafza-i celalini okuyanın, işleri yoluna girer, geçim sıkıntısından da kurtulur.
Sabah namazından sonra 66 kere ‘Ya Allah (CC)’ lafza-i celalini ve ardından da 1 kere ‘tarik suresini okuyanı herkes sever. Bu zikre devam eden eşler arasında da sevgi devamlı olur.
1 bardak suya, 198 kere ‘Ya Allah (CC)’ 40 kere ‘fatiha suresi’ ve 7 kere de ‘ayet-el kursi’ okunup, hastaya içilirse, Allah-ü Azimüş Şan’ın izniyle şifa bulur.
Her sabah, 1 bardak suya 198 kere ‘Ya Allah, Ya Câmi’, Ya Kâfî (CC)’ okuyup, aç karnına içenin öğrenme kaabiliyeti artar.
Her gün, 623 ‘Ya Allah, Ya Rahmân, Ya Rahîm (CC)’okumaya devam eden; her işinde başarılı olur, rızkı artar, sıhhati de devamlı olur.
Huzursuzluk içinde olan 352 kere ‘Ya Allah, Ya Raûf (CC)’ okursa, şikayetleri kaybolur.
Her gün 352 kere ‘Ya Allah, Ya Kâfî (CC)’ okuyan, bütün güç işleri kolayca başarır.


[1] İsmail Safa
[2] En’am S. A.103
[3] T. Mevlevi Şerh. 3447
[4] Ahzab S. A.41
[5] Bakara S. A.239
[6] A’raf S. A.180
[7] A’raf S. A.74
[8] Müslim fiten bab 5, Hadis 2889, Ebu Davud fiten 1 hadis 4252, Tirmizi fiten Hadis 2203, İbni Mace fiten hadis 3952.