850 Hadis Tercümesi

850 Hadis Tercümesi

IBN SAD TABAKAT

1-RESULULLAHIN SOYU

أَبُو هُرَيْرَةَ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : ” أَنَا سَيِّدُ وَلَدِ آدَمَ

1-Ebu Hureyreden; Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki ; Ben adem oğlunun efendisiyim.(İbn Sa’d,Tabakatül Kübrâ,1)

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : ” إِنَّ اللَّهَ اصْطَفَى مِنْ وَلَدِ إِبْرَاهِيمَ إِسْمَاعِيلَ ، وَاصْطَفَى مِنْ وَلَدِ إِسْمَاعِيلَ بَنِي كِنَانَةَ ، وَاصْطَفَى مِنْ بَنِي كِنَانَةَ قُرَيْشًا ، وَاصْطَفَى مِنْ قُرَيْشٍ بَنِي هَاشِمٍ ، وَاصْطَفَانِي مِنْ بَنِي هَاشِمٍ ”

2-Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki ; Allah İbrahim’in çocuklarından İsmail’i seçti, İsmail’in çocuklarından Benu Kinane’yi seçti, Bunu Kinane’den Kureyş’i seçti, Kureyş’ten Benu Haşim’i seçti, Beni de Benu Haşim’den seçti .(İbn Sa’d,Tabakatül Kübrâ,2)

جَعْفَرُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ عَلِيٍّ ، عَنْ أَبِيهِ مُحَمَّدِ بْنِ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ ، أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ : ” قَسَمَ اللَّهُ الأَرْضَ نِصْفَيْنِ فَجَعَلَنِي فِي خَيْرِهِمَا ، ثُمَّ قَسَمَ النِّصْفَ عَلَى ثَلاثَةٍ فَكُنْتُ فِي خَيْرِ ثُلُثٍ مِنْهَا ، ثُمَّ اخْتَارَ الْعَرَبَ مِنَ النَّاسِ ، ثُمَّ اخْتَارَ قُرَيْشًا مِنَ الْعَرَبِ ، ثُمَّ اخْتَارَ بَنِي هَاشِمٍ مِنْ قُرَيْشٍ ، ثُمَّ اخْتَارَ بَنِي عَبْدِ الْمُطَّلِبِ مِنْ بَنِي هَاشِمٍ ، ثُمَّ اخْتَارَنِي مِنْ بَنِي عَبْدِ الْمُطَّلِبِ

Senet zinciri şöyledir; Cafer ibni Muhammed ibni Ali , o da babası Muhammed ibni Ali ibni Ebu Talib ;

3-Ebû Damra, Cafer b. Muhammed aracılığıyla babasından Nebi (sav)in şöyle buyurduğunu anlatır:
“Allah arzı ikiye ayırıp beni onun hayırlı kısmından yaptı. Sonra bu yarımı (ayırdığı kısmımı da) üçe ayırıp ben üçte birin en hayırlısından oldum, sonra insanlardan Arablan seçti, Araptan’da Kureyş’i, Kureyş’tende Haşim oğullarını, Haşim oğullanhdanda Abdulmuttalib oğullarını, Abdülmut-talib oğullanndanda beni seçti.” Bu senedce Mürsel bir hadistir
İbni Sa’d 1/20 Bu mürseldir. Çünki Caferin babası Muhammed b. Ali b. Hüseyin b. Ali sahabî değildir.

عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَلِيٍّ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : ” إِنَّ اللَّهَ اخْتَارَ الْعَرَبَ ، فَاخْتَارَ مِنْهُمْ كِنَانَةَ أَوِ النَّضْرَ بْنَ كِنَانَةَ ، ثُمَّ اخْتَارَ مِنْهُمْ قُرَيْشًا ، ثُمَّ اخْتَارَ مِنْهُمْ بَنِي هَاشِمٍ ، ثُمَّ اخْتَارَنِي مِنْ بَنِي هَاشِمٍ

4-Muhammed ibn Ali rivayet ediyor:Resulullah(sav) dedi ki: Şüphesiz Allah arapları seçti.Sonra onlardan Kinaneyi veya Nadr bin Kenaneyi seçti.Sonra onlardan Kureyşi seçti.Sonra onlardan haşim oğullarını seçti.Sonra Haşim oğullarından da beni seçti.

عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَيْرٍ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : ” إِنَّ اللَّهَ اخْتَارَ الْعَرَبَ فَاخْتَارَ كِنَانَةَ مِنَ الْعَرَبِ وَاخْتَارَ قُرَيْشًا مِنْ كِنَانَةَ وَاخْتَارَ بَنِي هَاشِمٍ مِنْ قُرَيْشٍ وَاخْتَارَنِي مِنْ بَنِي هَاشِمٍ ” .

5-Abdullah ibni Ubeydullah ibni Umeyr dediki ; Resulullah sallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu : Şüphesiz ki Allah arapları seçti.Araplardan Kinaneyi seçti.Kinaneden Kureyşi seçti.Kureyşten Haşim oğullarını seçti.Haşim oğullarından da beni seçti.

عَنْ يُونُسَ ، عَنِ الْحَسَنِ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : ” أَنَا سَابِقُ الْعَرَبِ ” .

6-Yunus o da Hasandan rivayet ediyor; Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki ; Ben Arap(lar)’ın geçeniyim.(üstünü ve öncüsüyüm)

عَنْ أَبِي صَالِحٍ ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ، فِي قَوْلِهِ تَعَالَى : ” رَسُولٌ مِنْ أَنْفُسِكُمْ سورة التوبة آية 128 ، قَالَ : قَدْ وَلَدْتُمُوهُ يَا مَعْشَرَ الْعَرَبِ ” .

7-Ebi Salih’in rivayet ettiğine göre ; İbn Abbas (Tevbe Suresi 128.ayetteki) , ‘Resulun Min enfusikum'(Sizin içinizdeki Peygamber) hakkında ” Yani Ey Arap topluluğu (o sizin içinizden) doğan bir çocuk” (dediği rivayet edilmiştir)

عَنْ مُجَاهِدٍ ، قَالَ : كَانَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي سَفَرٍ فَبَيْنَا هُوَ يَسِيرُ بِاللَّيْلِ وَمَعَهُ رَجُلٌ يُسَايِرُهُ إِذْ سَمِعَ حَادِيًا يَحْدُو وَقَوْمٌ أَمَامَهُ ، فَقَالَ لِصَاحِبِهِ : ” لَوْ أَتَيْنَا حَادِيَ هَؤُلاءِ الْقَوْمِ فَقَرَّبْنَا حَتَّى غَشَيْنَا الْقَوْمَ ” ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : ” مِمَّنِ الْقَوْمُ ؟ ” ، قَالُوا : مِنْ مُضَرَ فَقَالَ : ” وَأَنَا مِنْ مُضَرَ وَنَى حَادِينَا فَسَمِعْنَا حَادِيَكُمْ فَأَتَيْنَاكُمْ ” .
8-Mucahid den dediki : Peygamber efendimiz sallahu aleyhi ve sellem bir yolculukta idi ve gece yanında bir adam ile yürüyorlardı.Derken önlerinde bir kavmin şarkı söylediğini işitmişti.Arkadaşına şöyle söyledi : Eğer biz gelirsek böyle bir kavme kavmi çevreleyip sarana kadar yaklaştırmış oluruz…………………………………….Nebi(sallallahu aleyhi vesellem) şöyle dedi : Bu kavim kimlerdendir? Dediler ki : Mudardandır. Efendimiz(sallallahu aleyhi ve sellem) de : Ben de Mudardanım.Ve biz yolumuzda (bir ses) işittik , böylece sizin yolunuza geldik (baktık).

Biz bizim liderimizi (Kur’anı) işittik.Sizi
hadiyen: yolu gösteren,ileten
عَنْ يَحْيَى بْنِ جَعْدَةَ ، قَالَ : لَقِيَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ رَكْبًا ، فَقَالَ : ” مِمَّنِ الْقَوْمُ ؟ ” ، فَقَالُوا : مِنْ مُضَرَ ، فَقَالَ : ” وَأَنَا مِنْ مُضَرَ ” .

9-Yahya ibni Ca’deh dedi ki ; Resulullah aleyhissalatu vesselam bir kervana rastladı,kavuştu.Dedi ki ; Bu kavim kimlerdendir? Dediler ki ; Mudardandır. (Bunun üzerine) Resulullah aleyhissalatu vesselam dedi ki ; Ben de Mudardanım.

قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ : إِنَّا رِدَافٌ وَلَيْسَ مَعَنَا زَادٌ إِلا الأَسْوَدَانِ ، قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : ” وَنَحْنُ رِدَافٌ مَا لَنَا زَادٌ إِلا الأَسْوَدَانِ التَّمْرُ وَالْمَاءُ ” .

10-Mevkuf olarak rivayet edildigine gore ; Ya Resulallah terkimizde olan ancak şu iki siyah: (fazladan başka nimetimiz yoktur) Bunun uzerine Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki : Bizim de terkimizde (beraberimizde) azık olarak hurma ve su dışında başka bir şey yoktur.
Esvedeyn = iki siyah = su ve hurma

عَنْ طَاوُسٍ ، قَالَ : بَيْنَمَا رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي سَفَرٍ إِذْ سَمِعَ صَوْتَ حَادٍ فَسَارَ حَتَّى أَتَاهُمْ فَلَمَّا أَتَاهُمْ ، قَالَ : ” وَنَى حَادِينَا فَسَمِعْنَا صَوْتَ حَادِيكُمْ فَجِئْنَا نَسْمَعُ حُدَاءَهُ ، فَقَالَ : ” مَنِ الْقَوْمُ ؟ ” . قَالُوا : مُضَرِيُّونَ ، فَقَالَ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : ” وَأَنَا مُضَرِيٌّ ” ، فَقَالُوا : يَا رَسُولَ اللَّهِ ، إِنَّا أَوَّلَ مَنْ حَدَا ، بَيْنَمَا رَجُلٌ فِي سَفَرٍ فَضَرَبَ غُلامًا لَهُ عَلَى يَدِهِ بِعَصًا فَانْكَسَرَتْ يَدُهُ فَجَعَلَ الْغُلامُ يَقُولُ وَهُوَ يُسَيِّرُ الإِبِلَ : وَايَدَاهْ ! وَايَدَاهْ ! وَقَالَ : هَيْبًا هَيْبًا فَسَارَتِ الإِبِلُ .

11-Tavus anlatıyor: Resulullah (sav) ile bir seferdeyken deve çobanından ağıt şeklinde bir (ses) işitti ve oraya gitti ve şöyle dedi ; Bizim deve çobanımız uyudu sizin çobanınızın sesi bize geldi.Hangi kavimdensiniz? Şöyle dediler : Mudar kavmindeniz. Hz. Peygamber (sav) de şöyle dedi : ”Ben de mudar kabilesindenim.” Dediler ki ; Ya Resulallah önce çobanımız seslendi. İçimizdeki biri kölesinin eline sopayla vurup kırdı. Köle develeri sürerek elim elim diye ağıt yakarak ve develeri güttü.

عَنْ يَحْيَى بْنِ جَابِرٍ ، وَكَانَ أَدْرَكَ بَعْضَ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ، قَالَ : جَاءَتْ بَنُو فُهَيْرَةَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ، قَالَ : فَقَالُوا : إِنَّكَ مِنَّا ، فَقَالَ : ” إِنَّ جِبْرِيلَ لَيُخْبِرُنِي أَنِّي رَجُلٌ مِنْ مُضَرَ ”

12-Yahya ibni Cabir (Resulullah’ın s.a.v. bazı sahabelerini hayatta görmüştür ki o) anlatiyor : Füheyre oğulları Resulullah’a geldi.Peygamber(sav)’e şöyle dediler ; Doğrusu Sen bizdensin.(Soyun bize dayanmaktadır) Bunun üzerine Allahın Elçisi (sav) dedi ki ; Cebrâil bana Mudar’dan biri olduğumu haber veriyor.”

عَنْ رِبْعِيِّ بْنِ حِرَاشٍ ، عَنْ حُذَيْفَةَ ، أَنَّهُ ذَكَرَ مُضَرَ فِي كَلامٍ لَهُ ، فَقَالَ : ” إِنَّ مِنْكُمْ سَيِّدَ وَلَدِ آدَمَ ، يَعْنِي النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ” .

13-Hüzeyfe(ra) , Mudarın (Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e ) şöyle söylediğini zikretti ; Dedi(ler) ki ; Şüphesiz Siz Adem oğlunun seyyidi(efendisisiniz)

عَنِ الزُّهْرِيِّ ، قَالَ : جَاءَ وَفْدُ كِنْدَةَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَلَيْهِمْ جِبَابُ الْحِبَرَةِ وَقَدْ لَفُّوا جُيُوبَهَا وَأَكِمَّتَهَا بِالدِّيبَاجِ ، فَقَالَ : ” أَلَيْسَ قَدْ أَسْلَمْتُمْ ؟ ” ، قَالُوا : بَلَى ، قَالَ : ” فَأَلْقُوا هَذَا عَنْكُمْ ” ، قَالَ : فَخَلَعُوا الْجِبَابَ ، قَالَ : فَقَالُوا لِلنَّبِيِّ عَلَيْهِ السَّلامُ : أَنْتُمْ بَنُو عَبْدِ مَنَافٍ بَنُو آكِلِ الْمُرَارِ ، قَالَ : فَقَالَ لَهُمُ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : ” نَاسِبُوا الْعَبَّاسَ وَأَبَا سُفْيَانَ ” ، قَالَ : فَقَالُوا : لا نُنَاسِبُ غَيْرَكَ ، قَالَ : ” لا ، نَحْنُ بَنُو النَّضْرِ بْنِ كِنَانَةَ ، لا نَقْفُو أُمَّنَا ، وَلا نُدَّعَى لِغَيْرِ أَبِينَا ” .

14-Zehriyye anlatıyor ; Kinde heyeti Resulullah aleyhissalatu vesselam’a geldi.Üzerlerinde (çizgili,keten ve pamuk karışımı kumaş) cübbeler vardı. Resulullah sallallahu aleyhi vesellem dedi ki ; Müslüman değil misiniz? Dediler ki ; Evet ,(Müslümanız) Bunun üzerine Allah Resulu ”Öyleyse sizden(üzerinizde ipekten ) olan bu (elbiseleri) bırakın” Bunun üzerine cübbelerini çıkarıp attılar .(Sonra) Nebi Aleyhisselama ; Siz Abdi Menaf oğulları,Akilil Murar oğullarısınız (değil mi?) Bunun üzerine Peygamber aleyhissalatu vesselam onlara şöyle dedi ; (Bunlar) Abbas ve Ebu Sufyan’ın nesebleridir.Onlar dediler ki ”Bizim senin nesebinden başka (nesebimiz) yoktur.(Bizim ve senin soyun aynıdır) Bunun üzerine Peygamberimiz şöyle buyurdular ; Hayır.Biz Nadr bin Kinane oğullarıyız.Anamızı iffetsizlikle itham etmeyiz.Babalarimiza olan nisbetimizi reddetmeyiz!

Cibab:Cübbeler
Hibera:çizgili,çubuklu,keten ve pamuk karışımı kumaş
Leff : sarmak , dürüp devşirmek , toplamak , dürmek , lef
El-Cüyub ise, el-Ceybin çoğuludur ve cep, yaka, gerdan anlamına gelir.
Dibâc: İpek giysi

عَنِ ابْنِ شِهَابٍ ، قَالَ : بَلَغَنَا أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ لِوَفْدِ كِنْدَةَ حِينَ قَدِمُوا عَلَيْهِ الْمَدِينَةَ فَزَعَمُوا أَنَّ بَنِي هَاشِمٍ مِنْهُمْ ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : ” بَلْ نَحْنُ بَنُو النَّضْرِ بْنِ كِنَانَةَ ، لَنْ نَقْفُوَ أُمَّنَا ، وَلَنْ نُدَّعَى لِغَيْرِ أَبِينَا ” .

15-İbn Şihâb anlatıyor; Resulullah aleyhissalatu vesselamın bize şöyle dediği ulaştı : ”Kinde heyetini belli bir zaman Medineye getir.Onlar Resulullahın Beni Haşim(Haşim oğullarından) olduğunu zannettiler.Fakat Resulullah şöyle dedi ; Bilakis Biz Nadr bin Kinane oğullarıyız.Biz Annemize nisbet edilmeyiz , Babalarimiza olan nisbetimizi reddetmeyiz!

ابْنُ أَبِي ذِئْبٍ ، عَنْ أَبِيهِ ، أَنَّهُ قِيلَ لِرَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : إِنَّ هَهُنَا نَاسًا مِنْ كِنْدَةَ يَزْعُمُونَ أَنَّكَ مِنْهُمْ ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : ” إِنَّ مَا ذَلِكَ شَيْءٌ كَانَ يَقُولُهُ الْعَبَّاسُ بْنُ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ وَأَبُو سُفْيَانَ بْنُ حَرْبٍ لِيَأْمَنَا بِالْيَمَنِ ، مَعَاذَ اللَّهِ أَنْ نُزَنِّيَ أُمَّنَا ، أَوْ نَقْفُوَ أَبَانَا ، نَحْنُ بَنُو النَّضْرِ بْنِ كِنَانَةَ ، مَنْ قَالَ غَيْرَ ذَلِكَ فَقَدْ كَذَبَ ” .

16- İbni Ebi Zi’b babasından ediliyor : Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’e denildi ki : Doğrusu burada Kindeden bir kısım insanlar senin onlardan olduğunu iddia ediyorlar,söylüyorlar.Bunun üzerine şöyle dedi : Doğrusu onların dedikleri şey Abbas b. Abdilmuttalib ve Ebu Süfyan b. Harbtır.O İkisi…………………….Allaha sığınırız Annemize zina nispet etmekten.Veya babamızı iffetsizlikle suçlamaktan.Ve Biz Benu Nadr b. Kinaneyiz.Kim bundan ğayrisini söylerse gerçekten yalan söylemiştir.

عَنِ الأَشْعَثِ بْنِ قَيْسٍ ، قَالَ : قَدِمْتُ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي وَفْدٍ مِنْ كِنْدَةَ لا يَرَوْنِي أَفْضَلَهُمْ ، قَالَ عَفَّانُ : فَقُلْتُ : يَا رَسُولَ اللَّهِ ، إِنَّا نَزْعُمُ أَنَّكُمْ مِنَّا ، قَالَ : فَقَالَ : ” نَحْنُ بَنُو النَّضْرِ بْنِ كِنَانَةَ ، لا نَقْفُو أُمَّنَا ، وَلا نَنْتَفِي مِنْ أَبِينَا ” ، قَالَ : فَقَالَ الأَشْعَثُ بْنُ قَيْسٍ : لا أَسْمَعُ أَحَدًا يَنْفِي قُرَيْشًا مِنَ النَّضْرِ بْنِ كِنَانَةَ إِلا جَلَدْتُهُ الْحَدَّ .

17-Eş’as ibni Kays rivayet ediyor ; Resulullah aleyhissalatu vesselama Kinde heyeti olarak(onlarla ile beraber) geldim.Beni kendileri arasında en üstün bir kimse olarak görmüyor¬lardı.Affan devamla anlatıyor ; Dedim ki ; Ya Resulallah , Sizin bizden olduğunuzu zannediyoruz(düşünüyoruz).Bunun üzerine Allah Resulu şöyle cevap verdi ; Biz Nadr bin Kinane oğullarıyız.Anamızı iffetsizlikle itham etmeyiz.Ve babamıza olan nesebimizi inkar etmeyiz

.Eş´as dedi ki:

– Vallahi Nadr b, Kinane soyundan bir kimsenin, Kureyşlilerin nesebini reddettiğini duyduğum zaman mutlaka ona had değneğini vururum!”

عَنْ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ : ” أَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ ” ، فَانْتَسَبَ حَتَّى بَلَغَ النَّضْرَ بْنَ كِنَانَةَ ، فَمَنْ قَالَ غَيْرَ ذَلِكَ فَقَدْ كَذَبَ ” .

18- Amr İbni As rivayet ediyor ; Ben Abdullah oğlu Muhammedim.Böylece Nadr bin Kinaneye ulaşana kadar intisap olunmuştur.Kim bundan gayrısını söylerse yalan söylemiştir.

عَنْ قَيْسِ بْنِ أَبِي حَازِمٍ : أَنَّ رَجُلا أَتَى رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ، فَقَامَ بَيْنَ يَدَيْهِ فَأَخَذَهُ مِنَ الرِّعْدَةِ ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : ” هَوِّنْ عَلَيْكَ فَإِنِّي لَسْتُ بِمَلِكٍ ، إِنَّمَا أَنَا ابْنُ امْرَأَةٍ مِنْ قُرَيْشٍ كَانَتْ تَأْكُلُ الْقَدِيدَ ” .

19-Kays ibni Hazimden rivayet edilmiştir ; Bir adam Resulullaha aleyhissalatu vesselam’a geldi.Onun önünde durdu.Böylece Onu bir titreme aldı.Bunun üzerine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem dedi ki ; Sen Rahat ol ! Şüphesiz ki Ben Melik(Kral) değilim.Ben ancak kuru ekmek yiyen Kureyşten bir kadının oğluyum.

أَبِي مَالِكٍ ، قَالَ : كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَوْسَطَ النَّسَبِ فِي قُرَيْشٍ ، لَيْسَ مِنْ حَيٍّ مِنْ أَحْيَاءِ قُرَيْشٍ إِلا وَقَدْ وَلَدُوهُ ، قَالَ فَقَالَ اللَّهُ لَهُ : ” قُلْ لا أَسْأَلُكُمْ عَلَى مَا أَدْعُوكُمْ إِلَيْهِ أَجْرًا إِلا أَنْ تَوَدُّونِي فِي قَرَابَتِي مِنْكُمْ وَتَحْفَظُونِي ” .

20-Ebî Malik anlatıyor ; Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) Kureyş kabilesi içinde nesebi evsat (mü’tedil,orta,hayırlı) olan idi.

عَنِ الشَّعْبِيِّ ، قَالَ : أَكْثِرُوا عَلَيْنَا فِي هَذِهِ الآيَةِ : قُلْ لا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ أَجْرًا إِلا الْمَوَدَّةَ فِي الْقُرْبَى سورة الشورى آية 23 . فَكَتَبَ إِلَى ابْنِ عَبَّاسٍ فَكَتَبَ ابْنُ عَبَّاسٍ ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ أَوْسَطَ النَّسَبِ فِي قُرَيْشٍ ، لَمْ يَكُنْ حَيُّ مِنْ أَحْيَاءِ قُرَيْشٍ إِلا وَقَدْ وَلَدُوهُ ، فَقَالَ اللَّهُ تَبَارَكَ وَتَعَالَى : ” قُلْ لا أَسْأَلُكُمْ عَلَى مَا أَدْعُوكُمْ إِلَيْهِ أَجْرًا إِلا الْمَوَدَّةَ تَوَدُّونِي لِقَرَابَتِي وَتَحْفَظُونِي فِي ذَلِكَ ” .

21- Şa’bi şöyle diyor; ; Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) Kureyş kabilesi içinde nesebi evsat (mü’tedil,orta,hayırlı) olan idi.

عَمْرُو بْنُ أَبِي زَائِدَةَ ، قَالَ : سَمِعْتُ عِكْرِمَةَ ، يَقُولُ فِي قَوْلِ اللَّهِ تَعَالَى : قُلْ لا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ أَجْرًا إِلا الْمَوَدَّةَ فِي الْقُرْبَى سورة الشورى آية 23 . قَالَ : قَلَّ بَطْنٌ مِنْ قُرَيْشٍ إِلا وَقَدْ كَانَتْ لِرَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِيهِمْ وِلادَةٌ ، فَقَالَ : ” إِنْ لَمْ تَحْفَظُونِي فِيمَا جِئْتُ بِهِ فَاحْفَظُونِي لِقَرَابَتِي ” .

22-Amr ibni Zaideh diyor ki ; İkrimenin ”Ey Muhammed, sen onlara şöyle de: “Ben, Allahın dinini tebliğe karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Ben sizden ancak yakınlıkta sevgi istiyorum”(Şura 23) ayeti hakkında şöyle dediğin işittim ; Eğer beni geldiğim o şey için korumazsanız , benim akrabalığım için beni koruyun.

عَنْ سَالِمٍ ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ ، فِي قَوْلِهِ : قُلْ لا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ أَجْرًا إِلا الْمَوَدَّةَ فِي الْقُرْبَى سورة الشورى آية 23 ، قَالَ : ” أَنْ تَصِلُوا قَرَابَةَ مَا بَيْنِي وَبَيْنَكُمْ ” .

23-Salim rivayet ediyor ; Said İbn Cübeyr ”Ey Muhammed, sen onlara şöyle de: “Ben, Allahın dinini tebliğe karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Ben sizden ancak yakınlıkta sevgi istiyorum”(Şura 23) ayeti hakkında şöyle demiştir ; ” (Yani) ‘Benim ve sizin aranızda olan sıla-i (rahimi), akrabalığı gözetiniz’

عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ ، أَنَّهُ سَمِعَ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَوْمَ حُنَيْنٍ ، يَقُولُ : ” أَنَا النَّبِيُّ لا كَذِبْ أَنَا ابْنُ عَبْدِ الْمُطَّلِبْ ” .

24-Ber’a ibni Âzib Nebinin sallallahu aleyhi vesellemin şöyle dediğini işittiğini rivayet ediyor ; Ben nebiyim, yalan yok, Ben Abdulmuttalib’in oğluyum ( torunuyum! )

عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ، فِي قَوْلِهِ تَعَالَى : وَتَقَلُّبَكَ فِي السَّاجِدِينَ سورة الشعراء آية 219 . قَالَ : ” مِنْ نَبِيٍّ إِلَى نَبِيٍّ وَمِنْ نَبِيٍّ إِلَى نَبِيٍّ حَتَّى أُخْرِجَكَ نَبِيًّا ” .

25-İkrime naklediyor; İbn Abbas ”Secde edenler arasında dönüp dolaşmanı da (bilir)” ayeti hakkında şöyle demiştir ; Bir nebiden (diğer) Nebiye kadar, ve (öbür) Nebiden (intikal ede ede diğer) Nebiye kadar senin Nebi olarak çıkarılışını (görür)

Onun ve yakınlarının babalarının Hz. Adem, Nuh ve İb¬rahim (a.s.) sulbünden intikal etmelerini ve nihayet peygamber olarak çıkması¬nı görür (Tefsirül Münir)Burada, onun bir pey¬gamber olarak çıkarılışına kadar, bir peygamberin (sülbünden) bir diğe¬rine geçişi ,(öbür) Peygamberden (diğer) Peygambere kadar geçişi kasdedilmektedir.(İbn Kesir Tefsiri)

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ، قَالَ : ” بُعِثْتُ مِنْ خَيْرِ قُرُونِ بَنِي آدَمَ قَرْنًا فَقَرْنًا حَتَّى بُعِثْتُ مِنَ الْقَرْنِ الَّذِي كُنْتُ فِيهِ ” .

26-Ebu Hureyre rivayet ediyor ; Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki ; Ben Âdem oğlunun asır asır (intikal eden) en hayırlı asırlarından(birinde) gönderildim.Ta ki şu anda içinde bulunduğum asırda gönderildim.

Tercüme şöyle de olabilir ; “Ben, Ademoğullarmin asır asır geçen en güzel asırlarından birinde gönderildim. Asır¬lar asırları kovaladı, nihayet benim içinde bulunduğum asır gelip çattı.” (Buhari)

عَنْ قَتَادَةَ ، قَالَ : ذُكِرَ لَنَا أَنَّ نَبِيَّ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ، قَالَ : ” إِنَّ اللَّهَ إِذَا أَرَادَ أَنْ يَبْعَثَ نَبِيًّا نَظَرَ إِلَى خَيْرِ أَهْلِ الأَرْضِ قَبِيلَةً فَيَبْعَثُ خَيْرَهَا رَجُلا ” .

27-Katadeh şöyle demiştir ; Resulullah aleyhissalatu vesselamın şöyle dediği bize zikrolundu ; Şüphesiz ki Allah Peygamber göndermek isteyince yeryüzünün en hayırlı kabilesine kadar bakar.Böylece (Peygamber olarak) ondan (o kabileden) bir kişiyi gönderir.

2- RESULULLAHIN DOĞUMU

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : ” النَّاسُ وَلَدُ آدَمَ وَآدَمُ مِنْ تُرَابٍ ” .

28-Ebu Hureyre rivayet ediyor ; Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdu ki ; (Bütün) İnsanlar ademin çocuklarıdır.Adem ise topraktandır.

عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ ، قَالَ : ” خُلِقَ آدَمُ مِنْ أَرْضٍ يُقَالُ لَهَا : دَحْنَاءُ ” .

29-Said ibni Cübeyr şöyle demiştir ; Adem Dehnâ denilen yerin (toprağından) yaratıldı.

Dehnâ :Ova, sahrâ. Çöl, geniş veya susuz ova , Bir yer adı

قَالَ لِي سَعِيدُ بْنُ جُبَيْرٍ : ” أَتَدْرِي لِمَ سُمِّيَ آدَمُ ؟ لأَنَّهُ خُلِقَ مِنْ أَدِيمِ الأَرْضِ ” .

30-Said ibni Cübeyr dedi ki ; Ben size Ademin isminin niye(Adem koyulduğunu) bildireyim mi? Edimül Ard’dan (Yeryüzünden,yer kabuğundan) yaratıldığı içindir.

“Edimü’l-Ard:Yerin kabuğu,yeryüzünden süzülmüş toprak ürünü” anlamındadır.
Edîm:Kabuk,dış yüz,Toprak

قَسَامَةَ بْنِ زُهَيْرٍ ، قَالَ : سَمِعْتُ أَبَا مُوسَى الأَشْعَرِيَّ ، يَقُولُ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : ” إِنَّ اللَّهَ خَلَقَ آدَمَ مِنْ قَبْضَةٍ قَبَضَهَا مِنْ جَمِيعِ الأَرْضِ ، فَجَاءَ بَنُو آدَمَ عَلَى قَدْرِ الأَرْضِ جَاءَ مِنْهُمُ الأَحْمَرُ وَالأَبْيَضُ وَالأَسْوَدُ وَبَيْنَ ذَلِكَ وَالسَّهْلُ وَالْحَزْنُ وَبَيْنَ ذَلِكَ وَالْخَبِيثُ وَالطَّيِّبُ وَبَيْنَ ذَلِكَ ” .

31-Kesame ibni Zuheyr diyor ki ; Ebâ Musa El Eşari’den işittim şöyle diyordu ; Resululullah aleyhissalatu vesselam dedi ki ; Şüphesiz Allah Teâlâ Âdem’i yeryüzünün her tarafından almış olduğu bir avuç (toprak) tan yaratmıştır.Âdemoğulları yeryüzünden alınan bu topraklar ölçüsünde dünyaya gelirler.Onlardan kırmızısı,beyazı,siyahı,bunlar arası bir renkte olanı, uysal ve üzüntülü olanı, bunlar arası olanı,pis ve temiz olanı bunlar arasında bir tabiata sahip olanı (dünyadan alınmış olan toprakların ölçüsüne göre) dünyaya gelirler.

Şöyle bir tercüme de yapılabilir ; Allah Adem’i bütün yeryüzünden aldığı bir avuç topraktan yarattı. O halde Adem’in çocukları yerle uyumlu olarak yaratılmışlardır. Onlardan bazısı, kızıl derilidir, bazısı beyaz, bazısı siyah, bazısı bu renklerin ortası, bazısı yumuşak, bazısı kaba, bazısı temiz, bazısı kirli, bazısı da bunların ortasında bir yerdedir.”

(Kenz’ul-Ummal,15126 ; İmam Ahmed,Müsned,19202)

عَنْ أَبِي قِلابَةَ ، قَالَ : ” خُلِقَ آدَمُ مِنْ أَدِيمِ الأَرْضِ كُلِّهَا مِنْ أَسْوَدِهَا وَأَحْمَرِهَا وَأَبْيَضِهَا وَحَزْنِهَا وَسَهْلِهِا ” . قَالَ : وَقَالَ الْحَسَنُ مِثْلَهُ : ” وَخُلِقَ جُؤْجُؤُهُ مِنْ ضَرِيَّةٍ ” .

32-Ebi Kilabeh anlatıyor ; Adem yeryüzünden süzülmüş toprağın tümünden,(onun) siyahından,kırmızından,beyazından,hüzününden ve kolayından yaratıldı.(Hasan da bunun mislini söyledi.) Ve onun göğsü,omurgası dariyye (denen bir karye)’den yaratıldı. (dedi)

عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ ، قَالَ : ” إِنَّمَا سُمِّيَ آدَمُ لأَنَّهُ خُلِقَ مِنْ أَدِيمِ الأَرْضِ وَإِنَّمَا سُمِّيَ إِنْسَانًا لأَنَّهُ نَسِيَ ” .

33-Said ibni Cübeyr anlatıyor; Âdem’e bu adın veriliş sebebi onun edimul ard’dan (yeryüzünden) yaratılmış olmasıdır. Ona “insan” denilmesinin sebebi ise unutkanlığıdır.

عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ ، قَالَ : ” إِنَّ اللَّهَ بَعَثَ إِبْلِيسَ فَأَخَذَ مِنْ أَدِيمِ الأَرْضِ مِنْ عَذْبِهَا وَمِلْحِهَا ، فَخَلَقَ مِنْهَا آدَمَ فَكُلُّ شَيْءٍ خَلْقَهُ مِنْ عَذْبِهَا فَهُوَ صَائِرٌ إِلَى الْجَنَّةِ وَإِنْ كَانَ ابْنَ كَافِرٍ ، وَكُلَّ شَيْءٍ خَلْقَهُ مِنْ مِلْحِهَا فَهُوَ صَائِرٌ إِلَى النَّارِ وَإِنْ كَانَ ابْنَ تَقِيٍّ ، قَالَ : فَمِنْ ثَمَّ قَالَ إِبْلِيسُ : أَسْجُدُ لِمَنْ خَلَقْتَ طِينًا ؟ لأَنَّهُ جَاءَ بِالطِّينَةِ ، قَالَ : فَسُمِّيَ آدَمُ لأَنَّهُ خُلِقَ مِنْ أَدِيمِ الأَرْضِ ” .

34-İbn Mes’ud’dan da şöyle dediği nakledilmek¬tedir: “Şüphe yok ki yüce Allah İblis’i gönderdi, o da yeryüzünden onun tat¬lı tarafından da tuzlu tarafından da alıp geldi, ondan Âdem Ca.s)’ı yarattı. Onun tatlı tarafından yarattığı herbir şey cennete gidecektir. İsterse o bir kâfirin oğ¬lu olsun. Tuzlu tarafından yarattığı her bir şey de cehenneme gidecektir. İs¬terse takvâlı birisinin oğlu olsun. İşte bundan dolayı İblis: “Ben bir çamur olarak yarattığın kişiye secde eder miyim” (el-İsra, 17/61) demişti. Çünkü ça¬muru getiren o olmuştu. Bundan dolayı da Âdem’e Âdem adı verilmiştir. Bu¬na sebep ise onun yerin “edin”in’den (yani yeryüzü toprağından) yaratılmış olmasıdır.

عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : ” إِنَّ اللَّهَ لَمَّا صَوَّرَ آدَمَ تَرَكَهُ مَا شَاءَ أَنْ يَتْرُكَهُ فَجَعَلَ إِبْلِيسُ يُطِيفُ بِهِ ، فَلَمَّا رَآهُ أَجْوَفَ عَرَفَ أَنَّهُ خَلْقٌ لا يَتَمَالَكُ ” .

35-Enes ibni Malikten Resulullahın aleyhissalatu vesselamın şöyle dediği rivayet ediliyor ; Allah cennette Hz. Adem’in cesedini yaratınca o halde dilediği süre bıraktı. Bu arada şeytan ona bakarak etrafında dönmeye başladı. Karın ve midesinin bulunduğunu görünce,kendisine hakim olamayacak bir yaratık olduğunu anladı.

أَنَّ ابْنَ مَسْعُودٍ ، قَالَ : ” خَمَّرَ اللَّهُ طِينَةَ آدَمَ أَرْبَعِينَ لَيْلَةً ، أَوْ قَالَ أَرْبَعِينَ يَوْمًا ، ثُمَّ ضَرَبَ بِيَدِهِ فِيهِ فَخَرَجَ كُلُّ طَيِّبٍ فِي يَمِينِهِ ، وَخَرَجَ كُلُّ خَبِيثٍ فِي يَدِهِ الأُخْرَى ، ثُمَّ خَلَطَ بَيْنَهُمَا ، قَالَ : فَمِنْ ثَمَّ يُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَالْمَيِّتَ مِنَ الْحَيِّ ” .

36-İbn Mes’ud şöyle diyor ; Allah Ademin çamurunu 40 gece (yahut 40 gün) yoğurdu (bekletti). Sonra onun eline vurdu.Böylece onun sağ (elinden) den bütün tayyib (iyi olan,temiz olan) çıktı.Ve onun diğer elinden (sol elinden) bütün habîs (kötü,pis) olan çıktı.Sonra o ikisini aralarında karıştırdı. Dedi ki : Artık bundan sonra ölüden diriyi çıkarır ve diriden de ölüyü çıkarır.

عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَارِثِ ، عَنْ أَبِيهِ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : ” إِنَّ اللَّهَ خَلَقَ آدَمَ بِيَدِهِ ” .

37- Abdullah ibni Haris o da babasından rivayetle ; Resulullah sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki ; Şüphesiz Allah Ademi (kudret) elleriyle yarattı.

وَهْبَ بْنَ مُنَبِّهٍ ، يَقُولُ : ” خَلَقَ اللَّهُ ابْنَ آدَمَ كَمَا شَاءَ وَمِمَّا شَاءَ ، فَكَانَ كَذَلِكَ ، تَبَارَكَ اللَّهُ أَحْسَنُ الْخَالِقِينَ ، خُلِقَ مِنَ التُّرَابِ وَالْمَاءِ ، فَمِنْهُ لَحْمُهُ وَدَمُهُ وَشَعْرُهُ وَعِظَامُهُ وَجَسَدُهُ كُلُّهُ ، فَهَذَا بَدْءُ الْخَلْقِ الَّذِي خَلَقَ اللَّهُ مِنْهُ ابْنَ آدَمَ ، ثُمَّ جُعِلَتْ فِيهِ النَّفْسُ ، فَبِهَا يَقُومُ وَيَقْعُدُ ، وَيَسْمَعُ وَيُبْصِرُ ، وَيَعْلَمُ مَا تَعْلَمُ الدَّوَابُّ ، وَيَتَّقِي مَا تَتَّقِي ، ثُمَّ جُعِلَ فِيهِ الرُّوحُ ، فَبِهِ عَرَفَ الْحَقَّ مِنَ الْبَاطِلِ ، وَالرُّشْدَ مِنَ الْغَيِّ ، وَبِهِ حَذَرَ وَتَقَدَّمَ ، وَاسْتَتَرَ وَتَعَلَّمَ ، وَدَبَّرَ الأُمُورَ كُلَّهَا ” .

38- Vehb bin Münebbih anlatıyor ; ”Yüce Allah Ademi dilediği şeyden dilediği şekilde yarattı.Yaratıcıların en güzeli olan Allahın şanı ne kadar yücedir.Adem toprak ve sudan (çamurdan) yaratıldı.Ademin eti,kanı,kılları,kemiği ve bütün vücudu topraktandır.İşte bu şekilde topraktan yaratılış,Ademoğlunun yaratılışının başlangıcıdır.Sonra Ademe tabii hayat verildi, bu hayat sebebiyle oturuyor,kalkıyor,işitiyor,görüyor ve hayvanların bildiği gibi biliyor,sakındığı gibi sakınıyor,korunduğu gibi korunuyordu.(Akıl ve idrak yoktu) Sonra kendisine ruh verildi.İşte bu ruh sebebiyle hakkı batıldan ,doğruyu yanlıştan ayırt edebildi ve yine bu ruh sebebiyle sakındı,sakındırdı,önde gitti,öncü oldu,gizlendi,ilim öğrendi,öğretti,bütün işleri idare etti ve bu işlerin getireceği sonuçları da düşündü.”

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : ” لَمَّا خَلَقَ اللَّهُ آدَمَ مَسَحَ ظَهْرَهُ فَسَقَطَ مِنْ ظَهْرِهِ كُلُّ نَسَمَةٍ هُوَ خَالِقُهَا إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ ، ثُمَّ جَعَلَ بَيْنَ عَيْنَيْ كُلِّ إِنْسَانٍ مِنْهُمْ وَبِيصًا مِنْ نُورٍ ، ثُمَّ عَرَضَهُمْ عَلَى آدَمَ ، فَقَالَ : أَيْ رَبِّ مَنْ هَؤُلاءِ ؟ قَالَ : هَؤُلاءِ ذُرِّيَّتُكَ ، فَرَأَى رَجُلا مِنْهُمْ أَعْجَبَهُ نُورُ مَا بَيْنَ عَيْنَيْهِ ، فَقَالَ : أَيْ رَبِّ مَنْ هَذَا ؟ قَالَ : هَذَا رَجُلٌ مِنْ ذُرِّيَّتِكَ فِي آخِرِ الأُمَمِ ، يُقَالُ لَهُ : دَاوُدُ ، قَالَ : فَزِدْهُ مِنْ عُمْرِي أَرْبَعِينَ سَنَةً ، قَالَ : إِذًا تُكْتَبَ وَتُخْتَمَ وَلا تُبَدَّلَ ، قَالَ : فَلَمَّا انْقَضَى عُمْرُ آدَمَ جَاءَهُ مَلَكُ الْمَوْتِ ، قَالَ : أَوَلَمْ يَبْقَ مِنْ عُمُرِي أَرْبَعُونَ سَنَةً ؟ قَالَ : أَوَلَمْ تُعْطِهَا ابْنَكَ دَاوُدَ ؟ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : فَجَحَدَ فَجَحَدَتْ ذُرِّيَّتُهُ ، وَنَسِيَ آدَمُ فَنَسِيَتْ ذُرِّيَّتُهُ ، وَخَطِئَ آدَمُ فَخَطِئَتْ ذُرِّيَّتُهُ ” .

39-Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.), şöyle buyurdu: “Allah, Adem’i yarattığında onun sırtını sıvazladı ve kıyamete kadar yaratacağı her canlı ondan küçük parçalar halinde bir kenara döküldü bunlardan her insanın iki gözü arasında bir parıltı yarattı sonra onları Adem’e sundu.” Bunun üzerine Adem dedi ki: “Ey Rabbim! Bunlar kimdir?” Allah: “Bunlar senin zürriyetindendir” buyurdu. İçlerinden bir adam gördü ve onun gözleri arasındaki nurun parıltısı hoşuna gitti ve “Ey Rabbim bu kimdir?” dedi. Allah: “Bu senin zürriyetinden gelen son ümmetlerden bir kişidir ki adı Dâvûd’tur.” Adem: “Rabbim onun ömrü ne kadardır” dedi. Allah “Altmış sene” buyurdu. Adem: “Benim ömrümden ona kırk yıl ilave et” dedi.

Adem’in ömrü dolunca ölüm meleği kendisine geldi. Adem: “Daha kırk yıllık ömrüm yok mudur?” dedi. Ölüm meleği: “Bu kırk yılı oğullarından Dâvûd’a vermedin mi?” diye karşılık verdi.

Rasûlullah (s.a.v.) şöyle devam etti: “Adem bu durumu inkar etti, zürriyeti de inkar etmektedir. Adem’e unutturuldu bu yüzden zürriyeti de unutmaktadır. Adem yanıldı zürriyeti de yanılmaktadır.” (Tirmizî rivâyet etmiştir.)

عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ، قَالَ : لَمَّا نَزَلَتْ آيَةُ الدَّيْنِ ، قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : ” إِنَّ أَوَّلَ مَنْ جَحَدَ آدَمُ عَلَيْهِ السَّلامُ ، وَكَرَّرَهَا ثَلاثًا ، إِنَّ اللَّهَ لَمَّا خَلَقَ آدَمَ مَسَحَ عَلَى ظَهْرِهِ فَأَخْرَجَ ذُرِّيَّتَهُ فَعَرَضَهُمْ عَلَيْهِ فَرَأَى فِيهِمْ رَجُلا يَزْهَرُ فَقَالَ : أَيْ رَبِّ ، أَيُّ بَنِيَّ هَذَا ؟ قَالَ : هَذَا ابْنُكَ دَاوُدُ قَالَ : فَكَمْ عُمُرُهُ ؟ قَالَ : سِتُّونَ سَنَةً ، قَالَ : أَيْ رَبِّ ، زِدْهُ فِي عُمُرِهِ ، قَالَ : لا ، إِلا أَنْ تَزِيدَهُ أَنْتَ مِنْ عُمُرِكَ ، قَالَ : وَكَانَ عُمُرُ آدَمَ أَلْفَ سَنَةٍ ، قَالَ : أَيْ رَبِّ ، زِدْهُ مِنْ عُمُرِي ، قَالَ : فَزَادَهُ أَرْبَعِينَ سَنَةً وَكَتَبَ عَلَيْهِ كِتَابًا وَأَشْهَدَ عَلَيْهِ الْمَلائِكَةَ ، فَلَمَّا احْتُضِرَ آدَمُ أَتَتْهُ الْمَلائِكَةُ لِتَقْبِضَ رُوحَهُ ، فَقَالَ : إِنَّهُ قَدْ بَقِيَ مِنْ عُمُرِي أَرْبَعُونَ سَنَةً ، فَقَالُوا : إِنَّكَ جَعَلْتَهَا لابْنِكَ دَاوُدَ ، فَقَالَ : أَيْ رَبِّ ، مَا فَعَلْتُ ؟ فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَلَيْهِ الْكِتَابَ وَأَقَامَ عَلَيْهِ الْبَيِّنَةَ ، ثُمَّ أَكْمَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ لآدَمَ أَلْفَ سَنَةٍ وَأَكْمَلَ لِدَاوُدَ مِائَةَ سَنَةٍ ” .

40-Affan, İbn Abbas’ın şöyle dediğini rivayet etti: Müdayene(Borç) ayeti (Baka¬ra: 282) nazil olduğunda Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: «İlk inkar eden kişi Adem’dir. İlk inkar eden kişi Adem’dir. İlk inkar eden kişi Adem’dir. Allah, Adem’i yaratırken sırtını sıvazladı. Onun bedeninden, kıyamete kadar doğacak olan zürriyetini çıkardı. Zürriyetini ona göstermeye baş¬ladı. Adem, zürriyeti arasında pırıl pırıl parlamakta olan bir adam gör¬dü ve sordu:

– Ey Rabbim! Kimdir bu?

– Bu, oğlun Davud’dur.

– Ey Rabbim! Bunun ömrü ne kadardır?

– Altmış yıldır.

– Ey Rabbim! Bunun ömrünü artır.

– Hayır, olmaz. Yalnız senin ömründen alırsam olur.

Adem’in ömrü bin yıldı. Bin yıldan kırk yılı alarak Davud’un ömrü¬ne ekledi. Allah, bunu Adem’in hesabına yazdı ve meleklerini de buna şahit tuttu.

Adem son nefese geldiğinde, ruhunu teslim almak için melekler ya¬nma vardılar. Adem: “Benim daha kırk yıllık ömrüm var.” deyince me¬lekler: “Sen o kırk yılı oğlun Davud’a bağışlamıştın.” diye cevap verdiler. Adem: “Hayır, ben öyle birşey yapmadım.” cevabını verince Allah, ömrü¬nün kırk yılını Davud’a bağışladığına ilişkin yazılı belgeyi ibraz etti, me¬lekler de bu hususta tanıklık ettiler.

عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ، فِي قَوْلِهِ : وَإِذْ أَخَذَ رَبُّكَ مِنْ بَنِي آدَمَ مِنْ ظُهُورِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَأَشْهَدَهُمْ عَلَى أَنْفُسِهِمْ أَلَسْتُ بِرَبِّكُمْ قَالُوا بَلَى شَهِدْنَا سورة الأعراف آية 172 . ” فَمَسَحَ رَبُّكَ ظَهْرَ آدَمَ فَخَرَجَتْ كُلُّ نَسَمَةٍ هُوَ خَالِقُهَا إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ بِنَعْمَانَ هَذَا الَّذِي وَرَاءَ عَرَفَةَ فَأَخَذَ مِيثَاقَهُمْ : أَلَسْتُ بِرَبِّكُمْ قَالُوا بَلَى شَهِدْنَا سورة الأعراف آية 172 ” . قَالَ إِسْمَاعِيلُ : فَحَدَّثَنَا رَبِيعَةُ بْنُ كُلْثُومٍ ، عَنْ أَبِيهِ ، فِي هَذَا الْحَدِيثِ قَالُوا : بَلَى شَهِدْنَا أَنْ تَقُولُوا يَوْمَ الْقِيَامَةِ سورة الأعراف آية 172 .

41- İbn Abbas radiyallahu anh (Hani Rabbin; Ademoğullarının sulbünden so¬yunu çıkarmış ve kendilerini nefislerine şâhid tutmuş: Ben, sizin Rabbınız değil miyim? demişti. Onlar da demiş¬lerdi ki: Evet, biz buna şahidiz. Kıyamet günü: Bizim bundan haberimiz yoktu, demeyesiniz.A’raf Suresi 72.ayet) hakkında şöyle demiştir ; Rabbin Ademin sırtını sıvazladı.Böylece kıyamet gününe kadar her yarattığı nesebi çıkmış ve onlardan Na’man yani Arefenin arkasında misak almış (demiş ki) :Ben sizin Rabbımz değil miyim? demişti. Onlar şöyle demiştiler : «Evet, biz buna şahidiz’

İsmail dedi ki : Bize Rabia b. Kulsum babasından naklederek anlattı : Bu hadis için şu ayeti söylediler : Hatırla ki, Rabbin, Âdemoğullarının sulblerinden zürriyetlerini çıkarıp da onları nefislerine karşı şâhid tutarak; “-Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” diye buyurduğu vakit onlar da; “- Evet, Rabbimizsin, şâhid olduk”, demişlerdi. Bu şâhid tuşumuzun sebebi, kıyamet günü, bizim bundan haberimiz yoktu, dersiniz diyedir.(Araf,172)

عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ قَالَ : ” مَسَحَ رَبُّكَ ظَهْرَ آدَمَ بِنَعْمَانَ هَذِهِ فَأَخْرَجَ مِنْهُ كُلَّ نَسَمَةٍ هُوَ خَالِقُهَا إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ ثُمَّ أَخَذَ عَلَيْهِمُ الْمِيثَاقَ قَالَ : ثُمَّ تَلا : وَإِذْ أَخَذَ رَبُّكَ مِنْ بَنِي آدَمَ مِنْ ظُهُورِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَأَشْهَدَهُمْ عَلَى أَنْفُسِهِمْ أَلَسْتُ بِرَبِّكُمْ قَالُوا بَلَى شَهِدْنَا أَنْ تَقُولُوا يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِنَّا كُنَّا عَنْ هَذَا غَافِلِينَ { 172 } أَوْ تَقُولُوا إِنَّمَا أَشْرَكَ آبَاؤُنَا مِنْ قَبْلُ سورة الأعراف آية 172-173 ” .

42- İbn Abbas anlatıyor ; Rabbin Ademin sırtını Na’mân (yani Arefede) mesh etti (sıvazladı).Kıyamet gününe kadar olan onun sulbünden yarattığı her zürriyyeti çıkarmış, sonra onlardan söz almıştır.(İbn Abbas sonra şu ayeti tilavet etti) : Ben sizin Rabbımz değil miyim? demişti. Onlar şöyle demiştiler : «Evet, biz buna şahidiz. Kıyamet günü: Bizim bundan haberimiz yoktu demeyesiniz» Veya daha önce sadece atalarımız şirk koş¬muştu demeyesiniz.(A’raf Suresi, 171,172 ayetleri)

عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ، قَالَ : ” خَلَقَ اللَّهُ آدَمَ بِدِحْنَاءَ فَمَسَحَ ظَهْرَهُ فَأَخْرَجَ كُلَّ نَسَمَةٍ هُوَ خَالِقُهَا إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ ، قَالَ : أَلَسْتُ بِرَبِّكُمْ قَالُوا بَلَى سورة الأعراف آية 172 . قَالَ : يَقُولُ اللَّهُ : شَهِدْنَا أَنْ تَقُولُوا يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِنَّا كُنَّا عَنْ هَذَا غَافِلِينَ سورة الأعراف آية 172 ” . قَالَ سَعِيدٌ فَيَرَوْنَ : أَنَّ الْمِيثَاقَ أُخِذَ يَوْمَئِذٍ .

43-İbn Abbas anlatıyor ; Allah ademi Dehna (denilen yerin toprağı ile yarattı).Sonra sırtını sıvazladı.Böylece kıyamete kadar yaratmış olduğu Hz.Ademin nesebinden herkesi (sırtından) çıkardı.Ve dedi ki : Ben sizin Rabiniz değil miyim ? Dediler ki : Evet .(Araf,172) (Allah şöyle diyor:) Şahit olduk, Bu kıyamet günü biz bizim haberimiz yoktu dersiniz diyeydi.(Araf,172)

Said Fureyne bu misakın o gün (bunun için) alındığını söylemiştir.

عَنْ أَبِي لُبَابَةَ بْنِ عَبْدِ الْمُنْذِرِ ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ، قَالَ : ” يَوْمُ الْجُمُعَةِ سَيِّدُ الأَيَّامِ وَأَعْظَمُهَا عِنْدَ اللَّهِ ، خَلَقَ اللَّهُ فِيهِ آدَمَ وَأَهْبَطَ فِيهِ آدَمَ إِلَى الأَرْضِ وَفِيهِ تَوَفَّى اللَّهُ آدَمَ ” .

44-Ebi Lübabe Abdil Münzir rivayet ediyor; Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki ; Allah katında günlerin seyyidi ve a’zamı (büyüğü) Cuma günüdür.Allah o günde Ademi yarattı.O günde (cennetten) ard’a(yere) indirdi.O günde vefat etti.

عَنْ أَبِي سَلَمَةَ ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَلامٍ ، قَالَ : ” خَلَقَ اللَّهُ آدَمَ فِي آخِرِ يَوْمِ الْجُمُعَةِ ” .

45-Abdullah b. Selam’dan şöyle dediği nakledilmektedir: Allah Âdemi Cuma gününün son vaktinde yarattı

قَالَ سَلْمَانُ : ” إِنَّ أَوَّلَ مَا خُلِقَ مِنْ آدَمَ رَأْسُهُ فَجُعِلَ يُخْلَقُ جَسَدُهُ وَهُوَ يَنْظُرُ ، قَالَ : فَبَقِيَتْ رِجْلاهُ عِنْدَ الْعَصْرِ ، قَالَ : يَا رَبِّ اللَّيْلُ أَعْجِلْ قَدْ جَاءَ اللَّيْلُ قَالَ اللَّهُ : خُلِقَ الإِنْسَانُ مِنْ عَجَلٍ سورة الأنبياء آية 37 ” .

46-Selman(ra) dedi ki : Doğrusu Ademden ilk yaratılan şey onun başıdır.(Başı yaratıldığında) cesedi yaratılıyorken o buna bakıyordu…………….Dedi ki : Gecenin Rabbi (yaratılışımı) erken yap,gece geldi.(Allah şöyle dedi) : İnsan aceleden yaratıldı.(Enbiya,37)

Mücâhid der ki: Allah Teâlâ Âdem’i, yaratıkları yarat¬tığı günün gündüzü sonunda her şeyden sonra yarattı. Rûh onun göz¬lerini, dilini ve başını diriltip aşağı kısmına ulaşmıştı ki: Rabbım, gü¬neşin batmasından önce yaratılmamda acele buyur, dedi.(İbn Kesir Tefsiri,Enbiya 37.ayet tefsiri)

نْ قَتَادَةَ ، فِي قَوْلِهِ : مِنْ طِينٍ سورة المؤمنون آية 12 ، قَالَ : ” اسْتُلَّ آدَمُ مِنَ الطِّينِ ” .

47-Katade, Biz insanı muhakkak ki çamurun özünden yarattık.(Müminun 12) ayetindeki ”Çamurdan” sözü için şöyle demiştir ; Ademi balçıktan,çamurden sıyırıp,çekip çıkardı.

عَنْ قَتَادَةَ ، فِي قَوْلِهِ : أَنْشَأْنَاهُ خَلْقًا آخَرَ سورة المؤمنون آية 14 ، قَالَ : يَقُولُ بَعْضُهُمْ : هُوَ نَبَاتُ الشَّعْرِ ” ، وَقَالَ بَعْضُهُمْ : ” نَفْخُ الرُّوحِ ” .

48- Katade , ‘Sonra bir başka yaratışla onu inşa ettik’ (Mü’minun,14) ayeti hakkında dedi ki : Onların bazısı diyor ki : O nebatın (bitkinin,toprakta biten şeylerin) şa’rıdır.(tüyüdür.). Bazıları da dedi ki : Bu ruh üflemesidir.

عَنْ رَاشِدِ بْنِ سَعْدٍ ، قَالَ : حَدَّثَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ قَتَادَةَ السُّلَمِيُّ ، وَكَانَ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ : سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ، يَقُولُ : ” إِنَّ اللَّهَ خَلَقَ آدَمَ ثُمَّ أَخَذَ الْخَلْقَ مِنْ ظَهْرِهِ ، فَقَالَ : هَؤُلاءِ فِي الْجَنَّةِ وَلا أُبَالِي وَهَؤُلاءِ فِي النَّارِ وَلا أُبَالِي ” ، فَقَالَ قَائِلٌ : يَا رَسُولَ اللَّهِ عَلَى مَاذَا نَعْمَلُ ؟ قَالَ : ” عَلَى مَوَاقِعِ الْقَدَرِ ” .

49- Raşid b. Sa’d anlatıyor : Bana Abdurrahman b. Katâde Essülemî anlattı (Kendisi Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in ashabındandır) : Şöyle dedi : Ben Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’den işittim : Şöyle diyordu : Şüphesiz Allah Ademi yarattı.Sonra onun arkasından yaratıkları çekip aldı ve dedi ki : Bunlar cennettedir.(cennetliklerdir.) aldırmam (yani cehennemden azat olanlardır) Ve bunlar da ateştendir.Aldırmam.

Bir kişi şöyle dedi : Ya Resulallah o halde ne (diye) amel işleyelim ? Dedi ki : (Herkesin) yerleri kaderine (takdirine,davranışına,hükmüne) göredir.

قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ : ” كَانَ أَوَّلُ مَا جَرَى فِيهِ الرُّوحُ مِنْ آدَمَ بَصَرَهُ وَخَيَاشِيمَهُ ، فَلَمَّا جَرَى الرُّوحُ مِنْهُ فِي جَسَدِهِ كُلِّهِ عَطَسَ فَلَقَّاهُ اللَّهُ حَمْدَهُ فَحَمِدَ رَبَّهُ ، فَقَالَ اللَّهُ لَهُ : رَحِمَكَ رَبُّكَ ، ثُمَّ قَالَ اللَّهُ لَهُ : اذْهَبْ يَا آدَمُ إِلَى أُولَئِكَ الْمَلإِ فَقُلْ لَهُمْ : سَلامٌ عَلَيْكُمْ ، فَانْظُرْ مَاذَا يَرُدُّونَ عَلَيْكَ ، فَفَعَلَ ثُمَّ رَجَعَ إِلَى الْجَبَّارِ ، فَقَالَ اللَّهُ لَهُ وَهُوَ أَعْلَمُ : مَاذَا قَالُوا لَكَ ؟ فَقَالَ : قَالُوا : وَعَلَيْكَ السَّلامُ وَرَحْمَةُ اللَّهِ ، فَقَالَ لَهُ : هَذَا يَا آدَمُ تَحِيَّتُكَ وَتَحِيَّةُ ذُرِّيَّتِكَ ” .

50- Ebu Hureyre şöyle dedi : Ademin ruhunun girdiği ilk olan yer gözü ve burnunun içidir.Ruhu tüm cesedinde tamamlanınca hapşırdı ve Allah ona kendisine hamd etmesini telkin etti.O da hemen Rabbine hamd etti.Yüce Allah da “Rabb’ın, sana rahmet etsin!” buyurdu. Yüce Allah ardından şöyle dedi : Haydi, şu Melekler cemâatinin,oturmakta olan şu melekler topluluğunun yanına git te, onlara ‘Selamun Aleykum’ de(yerek selam ver) , Senin selamını, onların, nasıl karşılayacaklarına bak.Hz.Ademde öyle yaptı sonra Cabbar olan Allaha döndü

Allah bildiği halde ona şöyle dedi : Sana ne söylediler ? Dedi ki : Onlar : Ve Aleykes-Selâm ve Rahmetullah’ dediler.Yüce Allah da Adem(aleyhisselam)’a şöyle dedi : Ey Adem ! Senin ve Züriyyetinin tahiyyesidir.(Selamlaşmasıdır)