[2] Nefs-i Levvâme - Nefsin Mertebeleri

[2] Nefs-i Levvâme – Nefsin Mertebeleri

Nefs-i Levvâme: Allah`ın emirlerine bazen uyan, bazen uymayan, işlediği günahlardan dolayı üzülen ve sevaplardan dolayı sevinen nefistir.

Levm etmek; çekiştirmek, zemmetmek, paylamak, serzeniş telaşlanmak, pişmanlık duymak, anlamındadır.

ZİKRİ: “YA ALLAH” tır.

İdraki: “fenada fiyzzûlümati en lâ ilâhe illâ ente sübhaneke inniy küntü minezzalimiyne” (Sûre 21, âyet 87)

Meâli: “Karanlıklar içinde “senden başka ilah yoktur, en münezzehsin, doğrusu ben zalimlerden oldum” diye niyaz etmişti”.

Hali: “lâ uksimü biyevmil kıyameh ve lâ uksimü binnefsil levvameh” (Sûre 75, âyet 1-2)

Meâli: “Kıyamet gününe ve pişmanhk çeken nefse emin ederim”.

Yaşantısı: Nefs-i levvamenin biri emmareye, diğeri de mülhimeye bakan iki yüzü vardır.

Ehli hayvandır. Davul önünde oynar, kürsi dibinde ağlar. Kendini beğenmiş olup, şer kaynağıdır, ham sofudur. Nefs-i levvamenin belirgin ahlak ve sıfatları şunlardır; cehalet, hamlık, kızgınlık, gıybet, levm, çok yemek, seks’dir. “HAVF” ve “RECA” (korku ve ümit) arasında yaşar. Bu mertebeden kurtulup yükselmenin anahtarı, “ya ALLAH c.c.” ismi celali’dir. Mürşidinin, Salik’e yaptığı bu telkinle zikre başlar, nurunu, sırrını ve halini müşahede edinceye kadar çalışmasını sürdürür.

Rengi: Kızıldır.

Mürşidinin himmeti, irşadıdır.

Şeriat mertebesidir.

KISA BİLGİ
Bu dünya aleminde buluğa eren ve “Nefs-i Emmare” tesirinde olan kimse, yukarıda bahsedilen biçimde çalışmalarını sürdürdükçe yavaş yavaş manen güçlenmeye başlar.

“Nefs-i Emmare”de kendine hakim olamayan yapmış olduğu her işte, “oh olsun, ne iyi yaptım” diyen ve pişmanlık duymayan kişi; “Nefs-i Levvame”ye ulaşınca, az da olsa şuurlanmaya başlar.

Yaptığı düşük işleri her ne kadar durduramaz ise de ancak yanlışlıklarının farkına varır. Kendi kendine pişman olur. Bir daha yapmamaya gayret eder. Böyle böyle iradi güç toplamaya başlar. Eski hareketler frenlendikçe kötülükler azalır ve artık yapılmaz hale gelir. Kişi yavaş yavaş üzerindeki NEFS’in hakimiyetinden kurtulmaya başlar. Ancak burada yine tehlike vardır. Çünkü Nefs-i Levvame bir yüzden içeriye, yani “Nefs-i Mülhime” mertebesine bakıyor ise de, bir yüzden de eski mertebesi olan dışa dönük “Nefs-i Emmare”ye bakar. Himmetini yüceltirse içeriye doğru ilerler, eğer eksiltirse dışarıya doğru gidip eski haline döner. Her ne kadar bu mertebe dıştan ikinci daire ise de, aslında çok mühim bir mertebedir.

Balığın karnında karanlıklar içinde kalan ve oradan çıkmağa çalışan Yunus (a.s.)
gibi niyaz eder; ve içinde bulunduğu nefs mertebesinin karanhğından kurtulup, ZİKR’in nuru ve SOHBET’in feyzi ile aydınlanmaya çalışır.

Âyet’te “Kıyamet gününe ve pişmanlık çeken Nefs’e yemin ederim” diye buyuran Cenabı Hak, acaba “kıyamet” ile “nefs-i levvame”yi niçin birlikte zikretmiştir? Demek ki Hak Teala “Nefs-i Levvame”ye o kadar çok değer veriyor ve bizim dikkatimizi çekiyor. Birimsel kişiliğinin gelişmesi için bu mertebede yüzünü “Nefs-i Mülhime”ye
çeviren kimsenin oraya ulaştığında “Nefs-i Levvame”sinin kıyameti kopmuş olur. Böylece onun ahlakından kurtulur, kendine ve Hak’ka doğru bir daire daha yaklaşmış olur. Bu çalışmalar sonunda idrak yükselmesi yolunda bir merhale daha aşılmış olur.

Alternatif Video Seçeneği 1

Alternatif Video Seçeneği 2